14 Mart 2020 Cumartesi

Corona'nın Asıl Amacı





Uzman araştırmacılar, Corona virüsünün aslında dünya toplumları için sosyal bir deney olduğu görüşündeler.Bende dinlediklerimle bu konuyu sizlere özetlemek ve kendi yorumumu katmak  istedim.

4. Sanayi Devrimine Geçiş

Hastalığın sonuçlarına baktığınızda bu virüsün % 81 oranında 60 yaş üzeri insanların ölümüne sebep oluyor. Bunun altında da milliyet, kültür ve tarihi ortadan kaldırmak öne çıkıyor. Yeni gelen nesil zaten dijital bir dünyaya ayak uyduruyor ve yönlendiriliyor.Dijital bir nesil yetişiyor. 
*Yaşlı nesli ortadan kaldırmak.



Bu yeni dünyada Dijital Para(Elektronik,kripto Para) kullanılması isteniyor. Amaç kağıt ve metal parayı ortadan kaldırmak ve bunu da  bu virüsün paralarda dolaştığı algısını oluşturarak sağlıyorlar.

*Kağıt parayı ortadan kaldırmak.

İnsanları evlerde tutarak dijital dünyaya mecbur bırakıyorlar. Alışverişi bile online yapıyorsunuz.Online eğitimlerin artmasını sağlamak istiyorlar...vs...

*Eğitimi online hale getirmek.

Sadece Robotların çalıştığı hastanelerin çoğalmasını istiyorlar.
*İnsan gücünü azaltmak.Tıp alanını da Robotlaştırmak.

Bugün Dünyada ayda ortalama 4000 kişi zaten zatureden hayatını kaybediyor. Keza trafik kazalarında çokça insan hayatını kaybediyor. Corona virüsü ilk gününden beri dünyada ortalama 5000 kişinin hayatını kaybetmesine sebep oldu.  Fakat Global Medya, Corona virüsünü o kadar zirveye çıkartıyor ki bu durum toplumda korku, panik ve kaos ortamı yaratıyor.İnsanları evlere kapatıyor.
*Global Medya, bilerek ve isteyerek Coronayı zirvede tutuyor.

Bu işi başlatanların amaçları ekonomi yada para değil. Çünkü bu bütün ülkelere maddi manevi zarar verecek. Esas amaç tamamen dijital bir dünya yaratmak ve insanı azaltmak.İlerde çok daha kötü şeylerin bizleri beklediğinin sadece bir başlangıcı olacak...
*Tamamen Dijital bir dünya yaratmak.

Corona vakalarının artması, basının Coronayı zirveye çıkartmasıyla ,ülkelerin sağlık konusunda yetersiz kalmaları ile birlikte Dünya Sağlık Örgütü, tüm bu olanlardan sonra dijital sağlık ve dijital toplum üzerine çözümler sunacaklar. Bu çözümlerde insanlara yerleştirebilecek, onların sağlık durumunu kontrol eden bir çip olacak belkide... 

*Dünya Sağlık Örgütü,  dijital sağlık ve dijital toplum üzerine çözümler sunacaklar. 


Dünya üzerinde gerçekten çok büyük oyunlar oynanıyor. Algı oyunları ile tüm dünya insanıyla deney yapıyorlar. Normal bir hayat süren bir insan piyon olmaktan öte bişey olamıyor... Bunların hepsi tek dünya devleti projesi gibi gözüküyor...


Sonuç olarak bizim yapamız gereken Corona için  panik yapmamalı ve önlemlerimizi almamızdır.


Sağlıkla kalın! 😊


15 Aralık 2019 Pazar

İlk Albüm : "Hani Sen" 'in Hikayesi




           İlk single çalışmam “Hani Sen” ETL RECORDS etiketi ile tüm dijital platformlarda!


                                                                                 *
           Ben hep hayatımı, hayallerimi gerçekleştirmek için tasarlamaya çalıştım. Müzikle 2002 yılında Alanya 'da  tanıştım. Müzisyen bir babanın çoçuğu olup onunla birlikte 12 sene boyunca bu işin sahne tozunu yuttum. Müzik eğitimimi de Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümünde tamamladım. Sahnede şarkı söylemeye, yan flüt çalmaya 15-16 yaşlarında başladım sonrasında alto saksafonu da sahneme ekledim.Ama önceliğim hep şarkı söylemek oldu.

          Hayattaki hedeflerimden birisi de albüm yapabilmekti.Önceleri bu işler gerçekten hayaldi ama şimdilerde işimiz aslında çok kolaylaştı.İsteyen herkes artık albüm yapabiliyor. Ben de teknolojinin kolaylıkları ve bize getirdikleri ile  daha kolay yol alarak hayalini kurduğum ilk single albümümü 2019 Aralık ayında ETL RECORDS etiketi ile  dijital ortamlarda çıkarttım.😊

          Üniversite döneminden itibaren beste çalışmalarına başladım. Evime küçük bir kayıt stüdyosu kurmuştum. Sözünü yazıp müziğini besteleyip enstrümanlarını çalıp kayıt programları ile günlerce uğraşıp odama kapanıyordum.Bu çalışmalar bana teknik anlamda pek çok şey kazandırdı.Ancak bu işi tek başıma yapamayacağımı anlamıştım.Bir ekibe ihtiyacım vardı.Benim yapmam gereken şarkının duygusuna girip okumak olmalıydı. Bu dönemde Üniversite'den arkadaşım Can Güneş ile tanışmıştım. Enerjimiz o kadar uymuştu ki müzik yapmaya başladığımı hissettim. ilk kaydımız Youtube'ta 7000 izlenmeye ulaştı. Ama halen söz konusunda eksiktik.

          2013 yılında Kaleiçi Demlik'te sahne alıyordum. Orada Çağrı Can Daltekin ile tanıştık.Yaptığımız müziği çok beğenmiş ve yazdığı şarkı sözlerinden bahsetmişti. O dönem Çağrı ile buluşmaya başladık. Çağrı'ya bir melodi verdim bunun üzerine yazar mısın diye. Tekrar buluştuğumuzda ortaya bizi inanılmaz heyecanlandıran çok keyifli bir şarkı çıkmıştı. Bundan çok mutlu olduk ve dönem dönem buluşup devam ettirdik.Sözlerini Çağrı'nın yazdığı gitarlarını Can'ın çaldığı ilk şarkımız ile kendi içimizde patlama yaşadık.Bu üçlü güçlerini birleştirdiğinde ortaya çok güçlü bişey çıkmıştı.Bu yolu Can'sız ve Çağrı'sız yürüyemezdim.  Neyse şarkılarımız biriktirmeye başlamıştı ama verdiğimiz emeğin karşılığını alamıyorduk ve gardımızın düştüğünü hissettim. 
           
          Okul bittikten sonra Can Bursa'ya geri döndü. Ben ise öğretmenliğe başlamıştım. 3 sene boyunca hatlarımız koptu. Müziğimiz üzerine hiç birşey yapamadık. 2018'de öğretmenliği bıraktım ve müziğe odaklanmaya karar verdim. 

           2018 yılında albüm çalışmalarını araştırmaya başladım. İlk olarak farklı bir şarkıya odaklanmıştım. Ama içime sinmeyen pek çok şey vardı. Can ve Çağrı yine vardı fakat aranjman ve kayıt kısmı zayıf kalmış, insanlara dinlettiğimizde de istediğimiz karşılığı bulamıyorduk. Aslında bir yola girip heyecanlanmıştım fakat   geleceği olamayacak bir işe maddi manevi bir şeyler vermek sonuçsuz kalacak kötü bir başlangıca sebep olacaktı.
                                                                              *

Kayıt Hikayesi

           2018 yılı sonunda Çağrı ile tekrar istişare ettiğimizde çıkış şarkımızın "Hani Sen" olmasına karar verdik. Hemen Can'a ulaştım ve destek istedim. Can şarkının kabataslak düzenlemesini yaptı ve kaydı Bursa'da İsmet Taşçeşme'nin stüyosunda yapabileceğimizi söyledi. Tarih belirledik 28 Mart'ta Bursa'ya gittim. O gün Alper Bahtiyar ve İsmet Taşçeşme ile tanıştım. İsmet Taşçeşme'nin stüdyosunda buluştuk.Kahveler yapıldı ve öğlen 1 gibi çalışmaya başladık. Şarkının girişini, düzenlemesini, trafiğini, süresini, bitişini hep beraber tasarladık. Çok değerli bas gitarist Alper Bahtiyar şarkıya Can'la birlikte inanılmaz bir duygu verdi. İsmet Taşçeşme baterileri yazdı ve klavyelerini çaldı.Son olarak bende 1 saat içersinde okumalarını tamamladım.Akşam 6 gibi stüdyodaki işimiz bitti. Sonraki haftalarda şarkının mix'ini İsmet Taşçeşme, Mastering'ini Özgür Yurtoğlu yaparak projeyi tamamladık."Hani Sen"  9 mayıs 2019' da yayınlanmaya hazır hale geldi.

           *Sonuç olarak ekip tamamlandı ve ortaya harika bir iş çıktı.

           

           Şarkının dijital ortamlarda yayınlamasını gerçekleştiren ETL Records 'a Emrah Hocaoğlu'na da ayrıca teşekürlerimi sunuyorum.
                                                                     
                                                                               *

Klip Hikayesi 

          Şarkımızın klibi  yönetmen Oğulcan Sarıca  ve 4 kişilik ekibi ile birlikte Antalya’da çekildi. Çekimler 2 gün sürdü. Döşemealtı’nda, Kaleiçinde Casa Sur Otel’de  ve Kundu’da gerçekleşti. 

         Çekimler 9 kasım Cumartesi sabah 9'da Döşemealtı'nda başladı.Sonrasında öğlen Kaleiçinde Casa Sur Otel' de devam etti. Akşam üzeri Nostaljik tramvayda  çekimlerimiz oldu. Ardından tekrar Casa Sur Otelde çekimler gece 12'ye kadar sürdü.İşin büyük bir kısmı Cumartesi bitti.
         Diğer gün sabah 11 gibi Casa sur Otelde başladık.Öğleden sonra Saat 3-6 arası Kundu'da aracımızla çekimlerimizi yaparak klibimizi sonlandırdık.Klibin düzenlemesini ve renk ayarını yine Oğulcan Sarıca yaptı.


Klip Ekibi
Makyöz - Stilist : Marje ipek Utku
Kamera Asistanı: Ulaş Kerpiç
Işık asistanı      : Tufan Yıldız
Işık Ekipmanı    : Film Antalya         

          Klipte arkadaşım oyuncu Damla Kaltenberg Köleoğlu oynadı.
          Yine klipte Metin Kasapoğlu’nun katkıları ile 1962 model klasik bir Mercedes kullanıldı.

          Klipte gerçekten içime çok sindi ilk izlediğimde gerçekten çok mutlu oldum.

          Albümün kapak fotoğrafı klibin içinden alındı ve kapak düzenlemeleri Gökhan Dede tarafından yapıldı.
          
          Bu projenin yapımı bana aittir.Ama herkes elinden gelen fedakarlığı göstererek yürüdüğüm bu yolda bana gerçekten çok yardımcı olmuştur. Emeği geçen herkese tekrar yürekten teşekkür ediyorum.

                                                                                   *

          Son olarak ikinci single çalışması için harekete geçtik 2020 yılında yeni şarkımızla inşallah karşınızda olacağız.
Takipte Kalın!
Sevgiler ve Saygılarımla...


Youtube / vedatefeofficial Instagram / vedatefeofficial twitter / vedatefeofficial07

1 Ağustos 2019 Perşembe

Kaş' ta 1 Gün Çadır Kampı

Kalkan

Dalaman’dan saat 10 gibi ayrıldıktan sonra Kaş’a doğru rotamızı hazırladık.Fethiye’nin içine girmeden Antalya istikametine devam edip Kaş yol ayrımından döndük. Yaklaşık 1 buçuk saate Kalkan’a giriş yaptık.


Kalkan

Kalkan’a geldiğinizde nefis bir manzara sizi bekliyor. Hemen oracıkta çay-kahve yapan seyyar bir araç bulduk. Manzara ve rüzgarın tadını çıkarttık. Ben sade bir Türk kahvesi söyledim ve afiyetle içtim. Yaklaşık 20 dakika vakit geçirdikten sonra Kaş’a doğru hareket etmek için kalktık. Hesabı sordum. Hanım efendi 15 Lira dedi. (Kaş'a hoşgeldiniz:) Peki dedim uzattım. Bir de iyi tatiller diledi.😃 Hayatımda içtiğim en pahalı Türk kahvesi oldu. Bir mekanda içseydim bu kadar koymazdı. Ama o manzaranın keyfi hürmetine sesimi çıkartmadım. Ama bir daha ki sefere karavanımızda kahvemizde çayımızda olacak... 🙏 Sizde uğrarsanız fiyatını önceden sorunuz.😃 ☕️



Kalkan

Tekrar Kaş’a doğru yavaş yavaş geze geze devam ettik. Temmuz da tatil yapmanın pek mantıklı olmadığını anladık. Çünkü her yer kalabalık, özellikle oteller oldukça pahalı bununla birlikte küçük işletmeler de nasibini alıyor. Çoğu zaman şu taktiği kullanabiliyoruz gezeceğimiz yerde konaklamayabiliyoruz. Yakın kasabalarda aynı kalite de çok daha uygun oteller olabiliyor. Bunun en yakın örneğini Selimiye'de yaşadık. Apartlara en az 400 lira dedikleri Selimiye'de 10km uzağında Turgut'ta 5 yıldızlı otelde 180 Liraya kalmıştık. Pek çok uygulama kullanıyoruz. Bu sizin ne kadar araştırdığınızla doğru orantılı. Zaten aracınız olduğu zaman mesafe olarak hiç bir problem yok.
Neyse bu sefer çadırımız ve eşyalarımız yanımızda hemde bu deneyim bize gerçekten çok keyifli geliyor.
Aklımda şöyle bir şey vardı. 2 sene önce Kaş yarımadasında Kaş Kamping’te kalmıştık. Birkaç eksik tarafları vardı. Bu sebeple Kaş’a gelirken başka kamp alanları olduğunu biliyordum. Oralara bakmak istedik.
“Doğaya Kaçış” uygulamasından yer ve yorum tespiti yaptığımızda Mokamp Olimpos Kamping ilgimizi çekti.
Kaş Uygulama oteli plajını geçtikten sonra kamp yerine ulaştık. Her şey güzel gözüküyordu. Ön tarafında kumsal plajı var. Tuvalet-banyosu gayet temiz. Çadırımızı kuracağımız yerin üstünde gölgeliği ve ampülü var.Hemen arkamızda elektrik uzatma ve en önemlisi arabamızı çadır kuracağımız yere kadar sokabiliyorduk. Fiyat sorduğumuz ilk yerdi ama nokta atışı yapmış olabilirim. Tekrar buraya dönecektik. Aklımızda 50 lira civarı bir fiyat vardı ama dediğim gibi Temmuz ayında her yer çok pahalı. Burada da bir çadır ve 2 kişi fiyatı 90 Liraydı. Tek dez avantajı kaş merkeze 5 km uzaklıkta olmasıydı.Ama bizim için bir problem değildi.Bu sebeple Cansu Kaş kamping’e de soralım dedi.Ayrıca yol üzerinde bir kaç kamp alanı daha var ama çadırların üzerinde ne ağaç ne de gölgelik göremedim.Sabah güneşini direk görmek istemezsiniz.🌞
Çıktık yola Kaş kamping’e geldik. Fiyat sorduk 140 lira dediler. Oysaki 2 sene önce 50 liraya kalmıştık. Ben iyice şaşırdım fiyatlara ve birde pansiyonlara soralım dedim. Çok iyi diyemeyeceğim bir pansiyona girdim doluymuş zaten fiyatlarda 250 Lira dedi.
Hemen dedim seçtiğimiz yeri de kaptırmadan dönelim kampımıza evimize.😀 Mokamp'a Geri geldik,5 dk içinde çadırımızı kurduk ve uzandık.




Plajında kampçılara ücretsiz şezlong, şemsiye ve internet vardı.Yiyecek-içecek fiyatları da gayet makuldü.Kaş yarımadası manzaralı güzel konumlarından biriydi.Kamp yapacaklara kesinlikle tavsiye edebiliriz. Çünkü diğer kamp alanlarında kumsal bulmanız gerçekten zor.Burası bu açıdan da avantajlı.Kaş genel olarak kayalıktır.
Ayrıca burada çadırlar dışında Karavanlar da bulunuyor bizim gelecekteki hayalimizi şu an gerçekleştiriyorlar...😀




Plajdan sonra duşumuzu alıp biraz uzandık.



Akşam üzeri bişeyler yemek için hemde Kaş merkezde vakit geçirmek için hazırlanıp çıktık.Kaş'ta kalabalıktan biraz uzağa park ettik.Birde baktık ki arkamızda bir antik tiyatro var. Hemen oraya yöneldik gezelim dedik. Bu Tiyatro Türkiye'de tekmiş nedeni ise yüzünün denize dönük olması.Gerçekten harika bir yerde.






Kaş



Akşam yemeğimizde pilav üstü döner vardı. Tesadüfen girdiğimiz bu restoran lezzet olarak fena değildi ama tavsiye etmek konusunda restoranda bir ayrıcalık göremedim. Fiyat olarak hesaplı da sayılmaz. Lezzeti de inanılmaz değildi. 😀 (Memnuniyetsiz değilim sadece gerçekten hak eden yerleri her zaman tavsiye ediyoruz.)

Neyse Kaş’ta yemek olayı normale göre biraz yüksek olabilir. Sulu yemek restoranları daha hesaplı kalıyor. Dondurmanın bile topu 5 lira mesela.Tabiki hesaplı yerler de bulabiliyoruz. Gözünüz korkmasın bir Alaçatı yada Bodrum değil tabiki.
Kaş’ta en keyiflisi Buzlu badem! yemeden olmaz.Bir elimizde badem çarşıyı altını üstüne getirdik.

                                  


       Kaş’ın keyfini sadece insanlar çıkartmıyor.

                                          




Burada köpekler hep bu vaziyette sevgi bekliyorlar...

Kaş'ı çok seviyoruz her zaman ziyaret edebiliriz.





Gece 11 gibi kampa döndük. Gece gayet serin geçti. Kampın tek dez avantajı önünden Kalkan yolu geçtiği için azda olsa araç sesi oluyor.Ama büyük bir sıkıntı yaratmadı.







Kamp’ın çıkış saati 11:00, biz ise 9 gibi ayrıldık kahvaltı için Kaş’ta meşhur simitçi var. Ordan yolluklarımızı alıp hemen yukarıda Kaş manzarasında kahvaltımızı yapıp Kaş’tan ayrıldık.




Cansu’ya dedim ki değişlik olsun Elmalı-Korkuteli yolundan dönelim.Başlarda keyifli geldi.Orman yolu, yemyeşil.Ama sonradan yanlış bir karar olduğunu anladım. Yol daraldı, devamlı bir tırmanış iniş. Elmalı’dan sonra Korkuteli’ne yol kapalıymış. Antalya yoluna biraz daha geriden çıktık yaklaşık 30 dakika kaybettik. Yolun güzelliklerinden biri de güzel bir baraj buldum. Orada biraz dinledim. Bir şeyler atıştırdım.Aynı zamanda burdan Gömbe yaylası Uçarsu şelalesine yol ayrımı var.

Mola yerim.Cansu uyudu.


Kaş-Elmalı-Korkuteli yolu çok pratik bir yol değil. Deniz kenarından gelip-gitmek daha mantıklı.Tabi istikamet Antalya'ysa
Kamp huzurun, özgürlüğün, doğanın hissedildiği, kendimizi sıfırladığımız çok çok keyifli bir etkinlik. Kaş ise hepimizin görmesi gereken bir yer.
*Bu arada Kaş’tan çıkarken kahvaltı yaptığımız terasta insanlar ön kısma çöplerini sallamışlar halbuki hemen arkalarında kocaman çöp kutusu varken.O kadar üzüldük ki, bu kadar duyarsız olmayalım. Ben çöpümü arabada biriktiren biriyim çöp görmediğim sürece atamam. Lütfen siz de çöplerinizi sokağa atmayınız.
Bir sonraki gezide görüşmek üzere. 👋🏼

30 Temmuz 2019 Salı

Akyaka Çadır Macerası

Ben Efe , eşim Cansu ve oğlumuz Dora ; Söke-Ula yolu /Akyaka 
     

İşlerimin iptal olduğu bir haftaydı, nasıl değerlendirelim derken aklımıza çadırımız geldi yani babamın bizde olan çadırı.😅Pazar günü hazırlıklara başladık.Salı günü Dalaman'da olan işimi de bahane ederek.Muğla tarafına odaklandık.

     "Doğaya Kaçış" diye bir uygulama var.Burada kamp yerlerini rahatça bulabiliyor, yorumlardan kamp yerleri hakkında fikir sahibi olabiliyorsunuz. Hemen uygulamayı açıp taramaya başladım.

     İlk gün için seçeneklerimiz Köyceğiz, Dalyan ve Akyaka'daydı. Sabah 9 gibi Antalya'dan  çıkıp öğlen 12 civarları kamp yerine ulaşmayı planlıyorduk.Tüm gün deniz kenarında zaman geçirip akşamda çarşısında vakit geçirmeyi düşününce Akyaka'nın daha mantıklı olacağına karar verdik. Çünkü Akyaka tüm gün cıvıl cıvıl bir yer. 
Akyaka, Antalya'ya 300km , Dalaman havalimanına 70km, Muğla'ya 25km uzaklıkta.
     
Akyaka merkezde bir kamp yeri olduğunu gördüm.Fakat kamp alanını aramayı düşünemedim ama pişman değiliz.
Öğlen vakti Akyaka'ya vardık.Direk kamp alnına devam ettik.Girişine kadar geldik.Kamp doludur yazısı vardı. Yine de sorayım dedim gişeye doğru mu? evet dedi.Tamam dedik madem... 2. Seçeneğe devam ettik:
     Akyaka'nın deniz kıyısından devam edince yaklaşık bir 10 km ilerde haritada çadır kamp yeri görmüştük.Oraya gidelim dedik ve devam ettik.Oraya ulaştığımızda çadırlar görmeye başladık fakat burası bir kamp yeri değildi. Tuvalet yada lavabo gibi bişey yoktu daha çok mesire alanı gibi bir yerdi. Çadırların olduğu kısmın yolu oldukça bozuk ve gece zifiri karanlık olacaktı.Burada arabamızı biraz sarstık. Neyse dönmeye karar verdik.

     Yol üzerinde deniz kenarı bir yer bulup öğlen yemeği için konuşlandık.Sandalyelerimiz ve masamızı kurduktan sonra Cansu'nun evde hazırladığı börek, kısır ve keklerimizi çıkarttık. Termosumuzu da getirmiştik.Çayımızda hazırdı. Hava biraz rüzgarlı olsada gayet keyifli bir 40 dk geçirdik ve dinlendik.


    Bu tarafta da aklımıza yatan bir yer olmayınca otellere bakalım dedik.Akyaka'da dolaşmaya başladık.Her yer apart otel dolu ama fiyatlar gerçekten yüksek.Temmuzun ortasında geldiğimiz için pahalı bir zamana denk geldik.Pansiyon da zaten göremedik.

    Neyse biraz ara verelim dedik. Kadın Azmağı'na geldik. Eskiden burada kadınlar çamaşırlarını yıkmaya gelirmiş. Şimdilerde ise insanlar sandaleyelerini koyup oturuyorlar ve genelde piknik yapıyorlar.

Kadın Azmağı

Neyse burda da bir yarım saat geçirdikten sonra Gökova körfezini izlemek için Akyaka'dan ayrıldık. Muğla istikametinde devam ederek yükseklere geldik.Merkezden yaklaşık 5km uzaklıktaydık. Körfezi izlerken gün batımı yaklaşıyordu. Seyir terasında çaylarımızı yudumladık.

Gökova Körfezi / Muğla

Fotoğrafın sağ tarafı Akyaka , sol taraftan Marmaris ve Datça'ya doğru devam ediyorsunuz.


Bu arada etraftaki yakın ilçelerdeki otellere de baksam fiyatlar oldukça yüksekti ve o fiyata değecek bir otelde zaten göremedim. Çok fazla gezdiğimiz  ve otellerde çalıştığım için fiyat- performans dengesi açısından tatmin olamadık. Tekrar Akyaka'ya döndük ve üst kısımlarına da bakalım dedik ama daha da lüks konutlar görmeye başladık. 

Akyaka'ya bir önceki uğrayışımızda Azmak nehrinde tekne turu yapmıştık ve ben o turda çadırlar görmüştüm. Onları hatırladım ve nehrin yayına gidelim dedim.
Haritadan nehrin yanına giden yolları takip ederek ulaştık.Ara sokaktan girdik ve karşımızda çadırlar... Bir beyefendi aracıyla uğraşıyordu.Ondan güç almak istercesine sordum: -Burası kamp yeri mi? Değil dedi. Bir sıkıntı olur mu dedim. En fazla toplar gideriz dedi. Teşekkür ettim 😁 ve aracımızı hemen içeri sokarak bir yer belirledik.Hemen yanına çadırımızı kurduk ve bir oh çekerek uzandık.


Bizim için unutulmayacak heyecanlı bir çadır kampı oldu.Çünkü burada etrafımızdaki çadırlardan adeta güç aldık.😀 Aracımızı önümüze siper ettik.Hemen dibimizde azmak nehri.En güzel tarafı o kadar serindi ki sabah uyanasımız gelmemişti.

 Neyse gün batımına doğru kıyafetlerimizi değiştirdik. Çadırımız ve arabamızı bırakıp merkeze doğru nehrin kenarından yürüdük. Her yer cıvıl cıvıl çok sevimli huzurlu bir yerdi Akyaka.

Yeni açılmış bir restoran bulduk. Ne alakadır bilmiyoruz. Akhisar köftemiz çok güzeldir dediler. Akhisar köftesi yedik.😊 Sonrasında çarşısında bayağı bir yürüyüş yaptık. Çoğu yerde canlı müzik vardı. Plaj kısmının olduğu tarafta güzel bir mekanda keyif yaptık müzik dinledik. Saat 11 gibi çadırımıza dönmeye karar verdik yorgunduk.

Çadırlar 10dk mesafe uzaklıktaydı. Hemen üst yolda bir market bulduk neyseki arkasında tuvalet-lavabosu da vardı.Burayı da bu açıdan keşfetmiş olduk.

Gece bir ara yan taraftaki çadırdan horlama sesi geliyordu.Bu sırada bir köpek geldi hırlamaya başladı ve dikeldim ne alıp veremediği var diye bir şeye sinirlenip gitti.Kendi kendime güldüm Cansu uyuyordu.
Sabah mis gibi uyandık.Ben hemen kendimi nehre attım.Resetlendim.

Sonrasında çadırımızı toplayıp aracımıza yerleştirdik. Bir gün öncesinde nehir kenarında kahvaltıcıları keşfetmiştik.Kahvaltı için tekrar o tarafa yöneldik.Azmak nehri kenarında keyifli bir kahvaltı yaptık.(Kişibaşı 20TL) 



Kahvaltıdan sonra aracımıza geldik.Yola çıkacağız.Aracımda şanzıman arızası ışığı yandı.Vites geçmiyordu.Motoru durdurdum.Bir an kafamda bir sürü şey dolandı.Akşam Dalaman'da sahnem var. Gayet soğukkanlı biri oldum her zaman. Çekici çağırırız falan bişeyler dolaştı kafamda. Arabayı tekrar çalıştırdım ve düzeldi. Allah'ım sana şükürler olsun.😅 Sanıyorum bir gün önceki kamp arama macerasındaki sarsıntılı toprak yolda aracımızı biraz üzdük.O da bize ufak bir şaka yaptı.Eğer dili olsaydı. Böyle şaka mı olur derdim. Anlık bir adrenalin yaşadık... 😆

Ardından o günkü planımız Dalaman Sarıgerme SARÇED plajıydı.Rotamızı oraya çevirdik.

O akşam Robinson Sarıgerme'de sahnemi yaptıktan sonra orada kaldık.Bu oteli de herkese tavsiye edebiliriz.Burası Denizi, doğası, manzarası, eğlencesi ve kalitesiyle.Bu bölgenin en iyi oteli diyebilirim. 

Okuduğunuz için teşekkür ederiz. Kaş çadır kampı maceramızı da okumanızı tavsiye ediyoruz... 😉

Takipte kalın :)





20 Mart 2019 Çarşamba

Ego



Ego

         Bunca senedir sadece işimi iyi şekilde yapıp anın tadını çıkarmaya çalıştım. Benim için her zaman tecrübe kazanmak yeterli oldu. Keyif almadığım dönemler illaki oldu ve arada memnun olamayacağımız durumlarla karşılaştık ama mümkün olduğunca şikayet etmekten kaçındım. İnsanlar, düzen bu şekilde sadece işimi elimden geldiğince iyi yapıp keyif almaya bakıyorum. Bunun en önemli sebebi yaptığım işi sevmek olabilir. Herkesin sevdiği işi yapmakla meşgul olmasını da umut ediyorum. Çünkü ülke olarak da iyi yerlere bu şekilde  gelebiliriz. İnsan sevmediği bir işle uğraşmamalıdır.

        Bugüne kadar pek çok sahnede bulundum. Ücretsiz çaldığım işlerde ücretimi yetersiz bulduğum  yada iyi kazandığım işlerde oldu. Ancak benim için para her zaman bir araç oldu. Çünkü genellikle ücreti ben belirtmedim. Ne söylendiyse tamam demişimdir. Tabiki bunu kullanan da çok insan oldu ama benim için her iş, açılan yeni bir dal oldu. Uzadıkça çoğalan dallar gibi...

        Yaptığım işlerde iyi müzisyenlerle çalışma fırsatım oldu, kendimi tanıtma fırsatım oldu, bu işi organize eden insanlarla tanıştım. Ama yaptığım sadece işimi iyi bir şekilde yapmaktı. Kimseye yaranmadım ihtiyacımda olduğunu düşünmedim.Sadece işimi elimden geldiğince iyi yaptım.

        Günler geçtikçe iş işi hep açtı. Hiç unutmam kimsenin o ücrete gitmeyeceği bir işten yepyeni bir iş alanı açıldı ve hayatımı değiştiren dönüm noktalarından biri oldu. Hiç ummadığınız yerden çok farklı şeyler doğabileceğini  orada anladım.

        Herşeyden önce insanlara ön yargılı baktığımı farkettim.. Onlarla çalışma fırsatı yarattığımda güzel insanlarla tanıştığımı gördüm. Yoldaşlarımı tanıdım. Genel olarak aynı şeyleri yaşadığımız aynı  frekansta olan yoldaşları...

        Egodan hep uzak durdum sahnedeki insan ön plandadır gözler üzerindedir ama yaptığı şey sonuçta bir iştir. Bu insan bir öğretmen de olabilir bir usta da ...


       Size soruyorum Mütevazı biriyle mi egolu  biriyle mi çalışmak istersiniz? Öncelikle empati yapın.

       Egolu insan devamlı sıkıntı çıkartabilir. Bulunduğu konumdan rahatsız olabilir. Devamlı birilerinin onu övmesine ihtiyacı vardır... Genellikle mutsuz bir insandır ve herkesi de bu kötü enerjisi ile düşürebilir.

        Ego sizi insanlardan uzaklaştırır!

        Oysa ki hayat paylaşınca güzeldir....😊

     

     

 

19 Mart 2019 Salı

Salı : En Sevdiğim Gün

 
     Salı en pozitif olduğum gündür. Salı geldiğinde kendimi bulmaya çalışırım. O gün aklıma ne eserse onu yaparım. Plansız olurum yani oldukça özgür, bir de akşam sahnem işim yoksa o günü doyasıya yaşarım.

     Hayat enerjim güzel bir kahvaltıyla başlar. Kahvaltı hayatımın vazgeçilmezidir. Tabi böyle boş bir günde yanımıza kahvaltılıklarımızı alıp doğanın içinde bir yerde genelde yüksekler tercihim olmuştur manzaralı bir yerde güneşli bir günde güzel bir kahvaltı yapmayı her zaman tercih ederim.

     Güneş vücudumuza işlerken kahvelerimiz çoktan olmaya başlamıştır. Gazete ve kitaplarımız her zaman yanımızda o güzel güneşin altında kahvemizi yudumlarken kitap,gazete okumak sohbet etmek ömrümüzü adeta uzatır. Özgürlüğün verdiği haz ve yaşama sevinci...  Hayattan daha ne beklenir ki .😊

      Bu güzel gün içersinde hiçbir şey düşünmeden yapabileceğimiz pek çok aktivite var. Biz genelde yürüyüş yapmayı, bisiklet sürmeyi , arkadaşlarla vakit geçirmeyi yada şehir dışına kaçmayı tercih edebiliyoruz. Yani tamamen serbest zaman hakkımızı kullanıyoruz.

    Akşam eğer bir işim yoksa günün en sevdiğim anı gün batımını izlemek için deniz kenarına yada manzaralı bir yere giderim. Gökyüzünde adeta tablolar belirir. Enlerimdendir.

      Salı ‘ nın enerjisi bende başkadır. Pazartesi bellidir herkes için sendromdur haftabaşıdır.
      Çarşamba hafta ortası benim için nötr diyebilirim. Genelde pazar alışverişi ile geçer.
      Perşembe gergindir Cuma’yı bekler.
      Cuma Haftanın son günü herşey sıkışmış yoğun bir gündür. Tabiki eğlence sektörü genelde haftasonu olduğu için bizim için iş günleridir. O da ister istemez stres yaratır.
      Cumartesi zaten herkes için en pozitif gündür tatildir. Ancak zamanı iyi kullanmak gerekir.. Tatillere Cuma’dan çıkılırsa Cumartesi harika geçer. Ancak Pazar geldiğinde zaman çabucak geçer ve sevimsiz Pazartesi geliverir.😈

      Pazar günleri çok iyi hissetmem enerjinin tamamen bittiği gündür. Bitik bir batarya gibidir. Yeni hafta için şarj gerekir.
      Haftanın son günü oluşu kötü bir enerji verir. Ayrıca pazar günü herkes dışarı çıktığı için dışarıda bir kaos oluşur. Her yerin tadı tuzu kaçar .
      Pazar günü geç kalkıp evde güzel bir geç kahvaltı yapmak ardından da biraz sahil yürüyüşü günü güzel geçirmeye yetecektir.

      Tüm bunları düşününce Salının bende özel bir yeri vardır... 🤗👌🏼🤙🏼

8 Aralık 2018 Cumartesi

Kasım’da Büyük Kuzey Turu : Bölüm 6 Samsun

   





      Sinop’tan öğlen saat 2 gibi ayrıldık.Önceden planladığımız gibi Kasım’ın ortasına Mithat abimizle planlaştık.Samsun'da Mithat abimizle birlikte Atakum’da evlerinde kaldık.Hem beraber kalalım hem de Samsun’da beraber vakit geçirelim istedik.
      Samsun’da merkezde saat 4 gibi meydanda buluştuk ve Çiftlik caddesine gittik. Samsun’nun döneri meşhur dediler. Çiftlik caddesinde Çalıkuşu Döner’in pek çok şubesini bulabilirsiniz.Lavaşı çok kalın değil lokum gibi eriyip gidiyor. Buraya gelipte kesinlikle kaçırılmayacak lezzetlerden birisi.(Dürüm 13₺)

Samsun’u bu kadar büyük beklemiyordum.Alanı bayağı büyük. Ancak düzlük alanları olsa da
tepelere kurulmuş bir şehir. Merkez ilçesi İlk Adım. 2. günümüzde merkeze geldik.İlk işimiz
Kurtuluş yoluna gitmek oldu. Atatürk’ün ve arkadaşlarının Samsun’a ayak bastığı yer. Burada onların  heykelleri mevcut.




Burayı ziyaret ettikten sonra batıya doğru sahil boyunca yürümeye başladık. Yaklaşık 2 km sonra Bandırma Vapuru müzesi bulunuyor.(Giriş 2₺) Buraya gelmeden önce sağımızda oldukça büyük bir alışveriş merkezi var : Piazza . Burada kısa bir kahve molası verdikten sonra yolumuza devam ettik. 


Oldukça büyük bir alışveriş merkezi.


Yaklaşık 1 km yürüdükten sonra Bandırma Vapuru Müzesine geldik.(Canik)








 



Bandırma Vapuru Atatürk'ün yatak odası








Bulunduğumuz noktada güzel bir kafe var.İsterseniz hediyelik eşya alabilir vapuru izlerken çayınızı yudumlayabilirisiniz.
Bandırma vapuruna doğru yaklaşık 1km yürüdük yol üzerinde güzel bir park var.Uzunca bir koşu yolu.Bu koşu yolu üzerinde hoparlörler var müzik yayını yapılıyor.

Sahil boyu müzik yayınlı koşu yolu

        Çarşıda Çiftlik caddesinde yürüyüş yaptık. Akşam çayın yanına meşhur Nokul tatlısından  da almayı ihmal etmedik.Kuru pasta kıvamında ama kalın içinde fındık cevizi bol bir tatlı.

Meşhur Nokul Tatlısı

İlk Adım 






Pastanelerde şekilli çikolatalı pastalar


İlk Adım Sahil





Onur Anıtı



Bizim beze olarak bildiğimiz orada atom denen tatlı. 



Son akşamızda Atakum sahilde kahvemizi içtik. Burada çok güzel mekanlar var. Samsun'da akşam müzik dinlemek istiyorsanız  Atakum sahilde güzel mekanlar bulabilirsiniz.
Atakum Sahili



Misafirperverliklerinden dolayı Mithat abimiz ve Sedatcan'a çok teşekkür ederiz.

Samsun'da da 3 gün geçirdikten sonra gezimizin ortasına geldik şimdi rotamız Bolu...






Kabuğunuzdan Çıkın

Çoğu zaman şu dönemde alış-veriş yaparak mutlu olmaya çalışmak, telefonu yenilemek, daha iyi bir araba almak, daha büyük bir eve geçmek, mek...