Rize etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rize etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Aralık 2018 Cuma

Kasım'da Büyük Kuzey Turu: Bölüm 4 Rize Yaylaları

Pokut Yaylası , Rize
    Sabah 9 gibi evden çıktık. Rize’nin susamsız simiti meşhurmuş (tanesi 50 kuruş) doymak için en az 5’er 6'şar yeniyor. Pazar Merkez’de Eminoğlu Simit fırınında sıcak sıcak 10 tane Rize simiti , Dergah pastanesinden de 8 tane pohoça aldık. Çünkü yaz sezonu bittiği için yukarılarda açık restoran olmayabileceğini söylediler.Ancak açık restoranlar vardı..:S
Rize Simiti
Fırtına Deresi
    Uğur bize güzel bir tur ayarlamış, (Turolog kişi başı 70 TL) Saat 9:30 gibi Rize'nin Pazar ilçesinde çevre yolundan alındık. Müzik sistemi o biçim. Karadeniz müzikleri son ses.


Yol ayrımı Ayder - Pokut - Gito yaylalarına




       10 dakikaya Ardeşen ilçesinden Fırtına deresine doğru girdik ve tırmanış başladı.Kesinlikle harika yerler...
Çinçiva



       Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinden başlayıp  yol boyunca taş köprüleri ve şelaleleri geçip, fotoğraf molaları vererek, Çinçiva‘ya ardından da Zil Kale‘ye ulaştık.

Bu şirin restoranda mola verdik bizim şöför bayağı kahvaltı yaptı.Tabi ki biz de toktuk çay keyfi... :)

Molalarda horonlar tabiki de edildi.



Şimşir Ormanı
İlk gün tur Zil Kale'ye zaman kaybetmemek için uğramadı.Biz ikinci gün kendimiz Ayder Yaylası'na giderken uğradık. 


Zilkale
Zil Kale: 14. yy’a tarihlenen ve ticaretin güvenliği açısından çok önemli bir konumda bulunan bu Kartal Yuvası’nı andıran kale, Fırtına Deresi’nin batı yamaçları üzerinde kurulmuş. Kalenin üzerinde inşa edildiği sarp kaya kütlesi denizden 750 m, dere yatağından yaklaşık 100 m yükseklikte.
Zil Kale'de poz vermeden olmazdı...

Şarkı söylemeden olmazdı...
Hamsiköy Sütlacı

Hamsiköy sütlaçını Zil Kale'de yiyebildik..Ancak burada fiyatı normalden biraz daha pahalı sayılabilir.


Bu tur aslında bizi Gito yaylasına çıkaracaktı fakat yol bir yerde kapatılmış geri dönmek zorunda kaldık. Sonradan rotamız Pokut oldu.
Pokut Yaylası


Pokut'ta yaklaşık 2 saat geçirdik.Oksijen bol karnımız acıktı.Küçük bir kafe bulduk ve orada çaylarımızı içerken mıhlamamızı da yemeği ihmal etmedik. Sonra grupla ortak bir noktada buluşup patika yoldan 10 dakikaya yan taraftaki tepedeki Sal Yaylasına geçtik.

Sal Yaylası

Karşıda gözüken Pokut Yaylası
Gün batımından sonra aşağı inişe geçtik.Yollar uzunca bir bölümü toprak ve araba oldukça sarsıyor. Bu iniş yaklaşık 1 buçuk saat sürüyor. En yorucu olan kısmı bu ancak gitmeye değiyor.


                                                                                  *

 Bir gün sonrası Palovit şelalesi ve Ayder yaylası için kendi arabamızla yola çıktık.Ayder daha turistik bir yer olduğu için yolları düzgün.Kendi aracınızla çok rahat çıkabilirisiniz.

Yukardaki merdiveni kullanarak şelalenin dibine kadar gelebiliyorsunuz.
Palovit şelalesine yaklaşırken yol yine toprak oldu fakat çok uzun değil.Şelalenin orada da araç park yeri 5 araç civarında biz sakin bir zamana denk geldiğimiz için yer vardı.Gerçi çok uzun vakit geçirebilecek bir durumunuz yok.


Palovit Şelalesi
Şelaleden sonra tekrar geri dönüp yol ayrımından Ayder'e yöneldik.Yaklaşık 30 dakikaya Ayder'e ulaştık.
Ayder Yaylası



   

Burda güzel bir restoranda köfte yedik. (1 kg 80 tl) Aslında 750 gr yeterli. Yanında bal-tereyağ ve sıcak lavaş ikramları.


      Ayder Yaylasında salıncaklar meşhur olmuş.10 lira'ya salıncakta sallanıyorsunuz.En şaşırtan tarafı da salıncak sahipleri sizi sallarken telefonunuzu alıp birde en iyi fotoğraf karesini yakalıyorlar. Birazcık olayın boyutu değişmiş. :) 

       Ayder'de çok güzel bir gün geçirdik.Dedikleri gibi buralar kutsal topraklar.Tekrar gelebilmek için kafamızda planlar oluşmuştu bile.
       Uğur ve Büşra'ya minnettarız.Çok keyifli dolu dolu bir hafta sonu  geçirdik. Çok teşekkür ediyoruz.

      Ayder Yaylasında her sene sömestr tatilin ortasında Kardan Adam Festivali yapılıyormuş. Bizde bunu duyunca Antalya'ya döndüğümüzde uçak biletlerimizi aldık. İnşallah  karlı zamanını da göreceğiz...

30 Eylül 2018 Pazar

Kasım'da Büyük Kuzey Turu : Giriş

 

    2013 yılında eşimle birlikte Antalya'da bir bujiteri-takı-aksesuar dükkanı açmıştık.Yaklaşık bir buçuk sene bir fiil koşturduk.    

    Bunun yanında akşamları tabiki müzik programları yine devam etti. Dükkandan çıkıp otel programlarına koşturdum durdum .Neyse ticarette keyifli bir şey tabiki günümüzde  artık yapılamayacak duruma geldiyse de bizim gerçek idealimiz olmadığını anladık. Çünkü dükkan bir süre sonra sizin hayatınız, yaşam alanınız oluyor. Bazen dükkanı birine bırakıp gittiğinizde sanki özgürlüğe yelken açıyor gibi hissediyorsunuz. Bir süre sonra bu durum artık bizi mutsuz etmeye başlamıştı.Sonunda dükkanımızı devrettik(2015).
    Hayallerle başlayan işleri, gerçekler yönlendirip istemediğiniz sonlara getiriyor. Denemeden göremiyorsunuz. Biz bunlara deneyim diyoruz...😊
*
    Eşim bir kaç ay sonra havalimanı yer hizmetleri gibi yine zor bir seçim yapıp vardiyalı sistemde gecesini gündüze katarak bir sene kadar çalıştı (2015-2016). Bu iş te onun sosyal hayatını bitirdi adeta uyur-gezer gibiydi.
*
    2015'in sonlarına doğru bir arkadaşım aradı.İyi bir özel okulda çalışıyordu ve bana müzik öğretmenliği yapar mısın diye teklifte bulundu. Bende heyecanlandım ve denemek istedim çokta mutlu oldum. Ona minnettarım.Üç sene çalıştığım kurumumda çokça şey öğrendim.Öğretmen arkadaşlar edindim. Öğrencilerle kaynaştım. Öğretmenliğin kutsallığını hissettim. Ama seneler geçiyordu ve geçtikçe içimde huzursuzluk oluyordu. Bu değildi istediğim.Sömestr bitti ve ayrılma kararı alarak dönem sonunda öğretmenlik mesleğine de son verdim(2018).
*
   Tarıma her zaman ilgim olmuştur.Küçükken dedemin köyünde  güzel vakit geçirirdik.Hala hatırlarım dedemle tarladan iple çekerek tahtadan yapma bir arabayla eve zerdali götürürdüm.  Şimdilerde internette pek çok şey araştırırım. 2017 yazı enginara merak saldım...
   Bir arkadaşıma enginardan bahsetmiştim enginarın Antalya'da yetişebildiğini bize ekstra kazanç sağlayabileceğini söyledim. Oda burdan yola çıkarak yoğun bir araştırma yapıp uygun koşulları oluşturup  enginar işine girdik. Hafta sonlarımız Enginar bahçemizde geçiyordu. Aslında çok ta keyif almıştık sıfır stres, şehirden uzak pozitif bir enerjisi vardı... Neyse enginarlarımız Mayıs gibi geldiler ve satmaya başlamıştık. Ancak onca emeğin karşılığını alamadık saçma sapan insanlara para kazandırmak hiç hoşumuza gitmedi. Elbet ilk senemizdi fakat bu işten de kazanç sağlayabilmek için üretiminden satışına tamamen sizin elinizde olması gerektiğini farkettik ve  çok uzatmadan bu işten de vazgeçtik.
*
   Akşamları halen müzisyenliğe devam ediyordum fakat  onda da 2013 'ten beri müziğe gerekli önemi ve vakti veremediğimi, yerimde saydığımı farkettim ve üzüldüm.

  Bunca koşuşturmanın sonucunda bir şeye karar verdim. Sadece tek bir meslek yapmam gerektiğini, gerçekten gönül verebileceğim mesleğin müzisyenlik olduğunu bununla gerçekten mutlu olduğumu ve ömrüm boyunca sıkılmadan yapabileceğimi tekrar hissettim.

*
  Biraz uzun bir giriş yaptım çünkü Kasım ayında arabamızla çıkacağımız 1 aylık gezimizden önce bu zamana kadar nelerle vakit geçirdiğimizi  bilmenizi istedim.Şimdi kendimize vakit ayırma zamanı... Çünkü 1 ay tatil mi olur diye şaşıranlar oldu. Bal gibi de olacak inşallah. 😊 Bol bol fotoğraf çekeceğiz.Kitap okuyacağız.muhabbet edeceğiz.Gezeceğiz.Temiz hava alacağız.Bol bol yürüyüş yapacağız.Yeni tatlar deneyeceğiz ve hepsini bloğumuzda sizlerle paylaşacağız.
Citroen C5
*                                                          
    Okuldan ayrıldıktan sonra bir bütçe yapmaya karar verdim. Her ay düzenli devam eden ödemeler, krediler, düzensiz-dikkatsiz harcamalar, kazandığımızı direk alıyordu. Nasıl olsa kazanıyoruz mantığıyla kendimizi dikkatsiz harcamalarımızla köleleştirdiğimizi farkettim. İşte bu yüzden ilk önce ekonomimi kontrol altına almam gerekiyordu. Düşündüm neler yapabilirim.İlk önce jeep'imi satıp daha uygun bir binek araç aldım. Aracımdan artan parayla kredilerimi tamamen kapattım. Kredi kartlarımızı kontrol altına aldık. Her ay başında bütçe yapar olduk. Ödemelerimizi görmeye başladık ve bunun sonucunda kış için birikim yapmaya başladık. Herşeyi düzene soktuktan sonra hayalimizdeki Karadeniz turunu tasarlamaya başladık.

Son bir aya giriyoruz...

  Neden Bir Ay? 

    Öncelikle bütçemizin yeteceğini bilsem daha çok uzatmayı düşünürdüm.Çünkü eşimde bende gezmeyi yeni yerler görmeyi çok seviyoruz. Tabiki bir ay fazlada gelebilir ama şu an bilemiyoruz. Deneyerek bunu yaşayacağız. Belkide paramız azalacak erken döneceğiz onu da kestiremiyoruz. Ama gayet kafamız rahat bir şekilde zaman-yer sıkıntısı yaşamadığımız bir psikolojide gittiğimiz yerlerde spontane hareketler yapacağız.

   Bu seyahatte en büyük avantajımız gittiğimiz yerlerde akrabalarımız ve arkadaşlarımızın olması yani kalacak yer için bir ödeme şu an için gözükmüyor. Fakat bakarsınız Rize'nin bir yaylasında neden konaklanmasın...😊

 Güzergahımız; 
 
    Gideceğimiz ilk yer Kapadokya burada günübirlik vakit geçirip Kayseri'ye geçeceğiz.Kayseri'de 2-3 gün vaktimiz var. Erciyes'e uğrama planlarımız mevcut.

   Kayseri'den Erzincan-Erzurum  üzerinden Artvin Hopa'ya Ulaşacağız. Burda da 4-5 gün tasarlıyoruz. Batum'a geçme planımız var.

   Ardından Rize - Trabzon  2-3 gün, yaylalara yolculuk...

   Kıyıdan yine gezerek Samsun'a ulaşacağız.Burda da 2 gün tasarlıyoruz.

   Samsun'dan Sinop'a 1 gün konaklama.

   Sinop'tan Amasra Bolu ve İzmit'e ulaşacağız.2-3 gün konaklama

   Ve İstanbul 3-4 gün konaklama

   İstanbul'dan Tekirdağ - Gelibolu ve Çanakkale 1 gün konaklama.

   Biga - Bandırma - Bursa 1 gün konaklama

   Eskişehir. 1-2 gün konaklama

  Son Olarak  Eskişehir 'den Pamukkale'ye hamamlara geçmek hiç fena olmaz gibi geldi...😅

Takipte Kalınız...🙏

 



 

Kabuğunuzdan Çıkın

Çoğu zaman şu dönemde alış-veriş yaparak mutlu olmaya çalışmak, telefonu yenilemek, daha iyi bir araba almak, daha büyük bir eve geçmek, mek...