21 Kasım 2018 Çarşamba

Kasım’da Büyük Kuzey Turu: Bölüm 3 Batum


  

    11 gibi kahvaltımızı yaptıktan sonra 12 gibi otelden çıkışımızı yapıp Cansuların Kemalpaşa'daki köy evlerine uğradık. Murat dayımız hayalini gerçekleştirmiş yakın zamanda buraya yerleşmiş öğretmenliğine devam ediyor.Doğanın,yeşilin ve oksijenin içinde ömür uzar... İmrendik :) Onunla da güzel bir sohbet yaptıktan sonra Batum’a doğru yola çıktık.

     Sınırda Sarp köyünde akrabalarımız var.Hem onlara uğrayalım hemde Batum’u ziyaret edelim dedik.
     Sarp Köyü Türkiye’nin Gürcistan ile olan sınır kapısıdır.Sarp ,zamanında ikiye bölünmüş bir köydür. Sınırlar kapalı olduğu için aileler yaklaşık 50 yıl boyunca birbirleri ile görüşememişlerdir.(1921-1988)
     Gürcüler kendi bölgelerine Sarpi bizimkiler ise Sarp demektedirler.
    Gürcistan tarafına arabamızla girelim mi diye düşünürken araç sırasının fazla olması sebebiyle bundan vazgeçtik ve Gürcistan’a yürüyerek geçtik(.Tercih edilmesi gereken yol budur, artık yakıtta ucuz değil ve araçlar için sigorta parası isteniyor. (100 lira))
   
  

    Gürcistan’a yeni kimlik kartlarımız ile girebiliyoruz. Buradan çıkmadan önce 15’er lira çıkış
 pulu alıyoruz. Giriş yaptığımızda içeride döviz büroları var fakat merkeze göre biraz  fark ediyor. Merkeze minibüsler var (88 numara) ve 1,5’ar Lari’ye götürüyorlar. Dönüşte 1’er Lari’ye geldik. Sarp’taki Hasan dayımız paramızı merkezde değiştirelim diye bize 20 Lari verdi.  İçeri girince direk minibüse yöneldik.Merkeze yaklaşık 30 dakikada varıyorsunuz.İndiğinizde döviz büroları çokça bulunuyor. 1 Lira 0,50 Lari. Paramız artık iki kat değersiz. Önceleri tam tersiymiş.. Artık eskisi gibi yoğunluk olmadığını söylüyorlar. Hatta bizim taraftaki petrol ofisleri artık para kazanmaya başlamışlar.





   Cansu ile birlikte saat 14:30 civarları merkeze geldik. Havalar şansımıza o hafta inanılmaz güzeldi. Uzunca bir yürüyüş yaptık.Caddeler çok sakindi. İlk amacımız Ali-Nino heykeline ulaşmaktı.
   Döndük dolaştık bulamadık. Karnımız da buarada bayağı acıkmıştı.Heykeli bırakıp  restoran
aramaya başladık. Yine içimize sinsin derken bayağı yürüdük ve sonunda merkezde bir İtalyan
 restoranı bulduk (BK). Fiyatlar gayet makuldu.Cansu bir adet margarita pizza bende mantarlı fettucini söyledim. Yanına 50cl Heinnichen Bira Cansu’da bir adet Kola istedi. Yemeğin sonunda da Türk kahvesiz yapamayan Cansu yine alışkanlığın bozmayarak kahvesini yaptırdı. Toplamda 44 Lari ödedik. Bizim paramızla yaklaşık 88 lira civarı gibi. Ordaki insanlar için gayet makul fiyatlar.



    Bu arada siparişler verdikten hemen sonra wifi şifresini isteyerek internetsiz kullanımı olan Maps Me harita uygulamsını indirip Gürcistan bölgesini internetten indirdik. Amacımız Ali Nino’yu da görmekti.
    Tekrar haritadan baktık. Dolaştığımız yerlere çok yakındı.Tekrar o yöne doğru restorandan çıktık. Noktaya ulaştığımızda Ali Nino heykelini daha heybetli bekliyorduk. Beklediğimizden küçük çıktı.Devasa bir dönme dolabın arkasında kalmış.Yine de görümeli diyoruz...















    Ali-Nino heykelinin fotoğraflarını çekerken neden şu dönme  dolaba binmiyoruz dedim. Batum’u ayaklarımızın altına alalım. Yükseldikçe yükseldik Batum’un en  güzel anlardan biri oldu.







         Dönme dolaptan bir saat kulesi gördük o bölgeye gitmeye karar verdik.Bir ara uzakdoğulu bir
kafileye takıldık.Etrafı izlerken saat kulesine geldik,meğer otelmiş. Kule şeklinde tasarlanmış
etkileyici eski bir oteldi.

  



    Hava kararmıştı artık saat 17:30 civaralarıydı.İndiğimiz yere  geldik ve bir pastaneye yöneldik gitmeden tatlı çay kahve birşeyler yapalım diye. Dergah diye bir pastaneye oturduk.Meğer
Karadeniz’de her tarafta varmış.Farketmemişiz neyse değişk bir pasta yedikten sonra az  ilerde
minibüslerin kalktığı yere geçtik.Dönüşte 1’er Lari ‘ye döndük.



    Bazı küçük mağazalarda  şu sıkıntıyı yaşadık, İngilizce yada Türkçe bilmiyorlarsa anlaşamıyorsunuz.

    Tekrar ülkemize girdik. Sarp'taki  akrabalarımız Hasan dayı ve yengemize uğradık.Bizlere çay ve kendi yaptıkları Cennet hurmasından cevizli kömelerden ikram ettiler. Tatilin en güzel tarafı bu güzel insanların sohbeti ve kendi yaptıkları ikramları. Herşey için tekrar teşekkür ediyoruz.


19 Kasım 2018 Pazartesi

Kasım’da Büyük Kuzey Turu : Bölüm 6 Bolu Gölcük ve Yedi Göller

 
      Samsun’dan sabah 6:30 gibi çıktık.Merzifon yolu üzerinden 1-2 mola ile 13:00 gibi Bolu’ya girdik.Karnımız da artık acıkmıştı. Bolu’nun köftesi meşhurdur ancak yemeği göl manzaralı bir yerde yapmayı hayal ettiğimiz için sabretmeyi seçtik. Yoksa Bolu merkezde biryerler vardır diye düşünüyorum.
      Planımız Gölcük’ü Yedi Göller’i ve Abant’ı görmekti  ancak Abant bölgesine malesef vakit ayıramadık.Aslında birgün için gayet yetti.😊
     Bolu merkezden 20 dk sonra Gölcük bölgesine ulaştık.
     Gölcük Yolları geniş, Bolu’ya oldukça yakın ve güneyde (19km). Gölcük milli parkı giriş ücreti araç başına 15₺. Yol boyunca Eds mevcut maksimum 70km/h ile devam ediniz.
     Kartpostalın gerçek halini görmek isteyenler buyursunlar..Hava hafif soğuk ama kar düşmüş halini de görmek isterdim.
     Gölün etrafında biraz turlayıp fotoğraf çektikten sonra restoranta geçtik. İki porsiyon  ızgara köfte yedik.Gayet güzeldi (porsiyon 25₺). Aslında Bolu Dağı mangal evini hayal etmiş olsamda göl manzarasında orada yemek yemek bu hayalimi unutturdu bile.
     Burada mangalınız ile kendi yemeğinizi yapabileceğiniz alanlar da mevcut.
     Yemekten sonra  biraz daha dolandık ve Yedi Göller için yola çıktık.Yedi Göller merkeze 40 km civarında kuzeyde.Gölcük’ten 60 km uzaklıkta.

     Yedi Göller yolu biraz virajlı bazı yerlerde biraz bozuk, rakımın  yükseldiği yerlerde kara yakalandık ve ilk defa kışlık lastiklerimiz işe yaradı ve yolları geçtik. Çoğu arabada zincir gördüm.
      Daha Yedi Göllere ulaşmadan yukarılarda inanılmaz manzaralar mevcuttu.Mola verebileceğiniz
çaycılar var.


      Buraya sonbahar gibi gelirseniz turuncu yaprakların güzelliğine aşık olursunuz 🍁 . Göllere geldiğinizde ise turuncunun  içinde göllerin manzaraları muhteşem.



       Burada çadır kurup kamp yapabileceğiniz alanlar mevcut.Bu dönemde tabiki  biraz soğuk ama burası kampçı doluydu, ekipmanınız tamsa çok keyifli olabilir.Ayılar inmezse tabiki... 😀
      Birbiriyle bağlantılı bu göller etraftaki ağaçlar ve sonbahar yaprakları  adeta cenneti tarif ediyor.





      Burada da yaklaşık bir saat geçirdikten sonra İzmit’e anneannemizin yanına gitmek için yola çıktık. 17:30 gibi çıktığımız yolumuzu 19:30 gibi bitirerek İzmit Körfez ilçesine ulaştık.(17 Kasım)

16 Kasım 2018 Cuma

Kasım’da Büyük Kuzey Turu : 13. Gün

     
         Herkese merhaba, takipçilerimize selamlar...3 Kasım’da başladığımız bu turda 13. güne gelmişiz.Bugün Kasım’ın 15’i şu an Samsun’dayız turumuz çok keyifle devam ediyor. Öncelikle Allah herkese gezip görmeyi güzel sağlıklı günler yaşamayı nasip etsin... Gezmeyi görmeyi seven tüm arkadaşlara selam olsun. 😊
 
         İlk defa kuzeye çıktım söylenenler gibi gerçekten kutsal topraklarmış... İnsanların yediği doğal besinler , onların muhabetleri, misafirperverlikleri ve karadenizin havası, doğası insanın ömrünü gerçekten uzatır...Burada 90 yaşın üstünde büyüklerimizle muhabbet ettik enerjilerine hayran oldum mutluluklarıyla mutlu oldum,mutlu oldular...Buralara en yakın zamanda yine geleceğiz.
 
        Her gittiğimiz yer hakkında yaşadıklarımız hakkında yediklerimiz hakkında pek çok şey yazdım taslak olarak bekliyorlar. Antalya’ya döndüğümüzde yazdıklarımı toparlayıp  pekçok fotoğrafla bölüm bölün inşallah yayınlayacağım.Çok fazla anı birikitiryoruz.Rutinden çıkmanın ve  zamanı düşünmeden yaşamanın  hazzını yaşıyoruz.
Takipte olun.
Allah’a emanet...

instagram : vedatefede

7 Kasım 2018 Çarşamba

Kasım’da Büyük Kuzey Turu : Bölüm 2 Hopa - Artvin

Kemalpaşa
        Kayseri’den Hopa’ya mesafe biraz uzak olduğu için sabah 5 gibi uyanmayı planladık. Eşyalarımızı akşamdan hazırlamıştık.Sabah 4:30 'da gözlerim açıldı. Normalde bir iş için kalkıyor olsam uyanamam, ama olay karadeniz olunca beynim kuruldu adeta uyandım ve hazırlandım.

      Sabah 5:30 gibi yola çıktık. Sivas üzerinden Zara,Kelkit,Gümüşhane,Trabzon’dan geçerek Hopa’ya saat 14:30 da ulaştık. Toplamda 20 dk mola verdik. Önce planladığım güzergah Sivas-Erzincan-Erzurum ve Artvin’di. Fakat en erken varabileceğim güzergah Gümüşhane üzerinden olduğu için yeni bir güzergah olan bu yolu tercih ettim.O da 9 saat sürdü. Önceki yaptığım plan Erzincan -Erzurum -Artvin güzergahıydı fakat yol tek sürüş için oldukça uzun olacaktı ve vazgeçtim.
    Yaklaşık 750 km yol yaptık, 200 TL civarı mazot ile Hopa’ya ulaştık.

Çağatay
      Yollarda abur cubur yememeye dikkat ediyoruz çünkü her şehrimizin güzel lezzetleri var bu lezzetleri tatmak istiyoruz. 

      Hopa'da kuzenimiz Çağatay ile buluştuk.Oldukça açtık ve Çağatay'dan malum soruyu bekledik    -Aç mısınız? :) Bizi sahilde 14 Mart Parkı’nın orda efsane pideciye götürdü: “Bay Toşi” Kavurmalı yumurtalı  pidesi harikaymış.Denedik tattık. :)
Kavurmalı Pide , Bay Toşi

     Burdan kalkıp hemen bitişiğinde Türk kahvelerimizi içtik: “ Kahve Bahane”  Buranın özelliği ise kahve’nin  sunumu ve bu sunuma karşılık kahvenin fiyatının gayet uygun olması. (Türk Kahvesi 6 TL)

Kahve Bahane

      Bu arada kahvelerden önce bakkala kadar gitmiştim.12 liraya bişey alacaktım. 100 lira uzattım. Üzerine de 2 lira verdim. Büfeci bana 3 lira verdi. Bu arada yanındakine sordu 100 lira bozuk var mı diye. Ben de dedim ki ben 2 lira fazla verdim dedim. Oda 2 verdin mi dedi bide sana ekstra 3 lira veriyorum dedi kafam gitti dedi. Neyse yanındaki çoçuk bozuk 100 lira verdi bende 90 alıp 10 lirasını büfeciye verdim.Sonra yandaki çoçuk büfeciye abi bana da 10 lira vereceksin dedi. Büfeci 100 verdim ya dedi. Baktım burada hesap karışacak paramı alıp  sessizce hemen ordan ayrıldım. Geldim olayı Çağatay ve Cansu’ya anlattım. Çağatay dedi burda daha bir sürü hikaye var dedi.İlk günden baya güldük.:) 


Hopa Sahil

Kazım Koyuncu'nun heykeli , Hopa

Şansımıza havalar o kadar güzel denk geldi ki şükürler olsun, Antalya'dan sonra Hopa'da gün batımını soldan izlemek harikaydı. Bir tarafınız yemyeşil bir tarafınız masmavi.Buralarda yeşilin her tonunu görebilirisiniz.

       Kalktık ve sahilden otelimize doğru yürüdük.Otelin orada  Murat dayımız bekliyordu. Onunla da selamlaştıktan sonra bu 2 gün içerisinde yapacaklarımızı planladık.Ardından beraber büyüklerimizi ziyaret ettik. Sonra dinlemek için otelimize geçtik.


Otel Peronti( Kahvaltı dahil kişi başı 80 Lira).

Peronti Otel , Hopa

      Kaldığımız otel, fiyat-performans açısından gayet iyiydi, odalar yenilenmiş, banyosu, kliması, interneti gayet iyiydi, ayrıca denize sıfırdı. Otopark sıkıntınız yok. Sabah kahvaltı saatleri 7:00-11:00 arasıydı.Herkese tavsiye edebiliriz.

     Yemeğimizi erken yediğimiz için saat 21:00 civarları açıktım. Dışarı çıktım merkeze doğru 10 dk kadar yürüdüm ve iyi  bir seyyar kokoreççi buldum.Biraz iri kıyım olsa da lezzeti fena değidi. (Yarım 13 Lira) “Kokoreççi Osman Dayı” 



    Diğer sabah 9 buçuk gibi kalkıp kahvaltıya indik.İyi bir kahvaltı yaptık sonra sahilde Çağatay'la birlikte Garaj Cafe'de buluşup kahvelerimizi içtik.





Murat Dayımız


     Saat 12 civarları  Borçka Kara göl için yola çıktık.Artvin yolu üzerinde Borçka ilçesinden içeri döndük yaklaşık 45 dakikaya Karagöl'e ulaştık. Yolu fena değil otomobille çıkabilirsiniz. Yol üzerinde akarsular görüp durmanız mümkün.


















Karagöl , Borçka




Karagöl , Borçka


     Burada da yaklaşık 1 saat geçirdikten sonra rotamız Artvin 'di. Yaklaşık 1 saate Artvin'e vardık. 

    Artvin'e gelirken büyük bir baraj gördük. Bu baraj bu bölgenin iklimini biraz daha ılıman hale getirmiş.Devasa bir barajdı.Yolun kenarından devam ettik.Yapılan tüneller yolları bayağı kısaltmış. 







Artvin merkez

    Artvin'e geldiğimde şok oldum.Şehir resmen zirveye kurulmuş.Manzaralar harika. Karnımız acıktı. Artvin Döneri meşhurdur.Biraz Erzurum Cağ kebabına benzese de Yatık ama lezzet olarak dönere benziyor. Çarşıya girdik.Yollar genelde tek yön ve  meydana giden yolda solda Emin Usta. Neredeyse 5 porsiyon döner yedik, 4 ayran bir kola 80 lira para ödedik şok oldum.Antalya'da bu fiyat mümkün değil. Karnımızı güzelce doyurduktan sonra Dünyanın en büyük Atatürk heykeline doğru devam ettik. Bu arada katlı otopark gayet ucuz : 2 lira. 10 dakika tırmandıktan sonra zirveye ulaştık.Atam...


Dünya'nın en büyük Atatürk heykeli , Artvin merkez

Erzurum'un kıtlama şekeri burada da yaygın

   Buradan çıkıp camlı terasa gidecektik fakat yollarında çalışma vardı ve  aracımıza zarar vermemek için gitmekten vazgeçtik. Yaklaşık 1 buçuk saate Hopa'ya döndük.


    Çağatay'ın yemek sözü vardı buradan Çakıl restorana (Sarp-Kemalpaşa arasında) devam ettik. Aynı zamanda akşam Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın Avrupa maçları vardı onları izledik. Kemal Paşa'da mıhlamalı, mezeli bir bir masa kurduk.Keyifli bir gece geçirdik.



    Çağatay ve Murat dayımız bizi çok güzel ağırladılar.Onlara çok teşekkür ediyoruz. Antalya'ya her zaman bekliyoruz.


     Buralar insanın ömrünü uzatır...Yurt dışından önce ülkemizi gezin karadenizi görün!

   
Bölüm 3 Batum...

3 Kasım 2018 Cumartesi

Kasım'da Büyük Kuzey Turu: Geziye saatler kala lastik sorunu

                                                                                                                         
     Ve vakit geldi...

     2018 yaz sezonunun son sahnesi, tek başıma 3 Kasım Cumartesi günü saat 19:00-21:00 arasında Manavgat Sorgun’da denk geldi. Biz de planımızı bu programa göre yaptık. Programdan sonra saat 22:00 civarları yolda olacağız. Sabah Kapadokya’da gündoğumunda balonları izleyebilmek için bu saatlerde yola çıkmış olacağız.Manavgat - Kapadokya arası yaklaşık 5 saat.
      Ben otelde programımı yaparken eşim ve bizimle Kayseri’ye kadar eşlik edecek arkadaşımız Pınar da Side’de ki arkadaşlarımız Seda,Ahmet ve güzel kızları Defne’yi ziyaret edecekler.

     Gezimizin tarihi yaklaşırken bende kış lastiği araştırıyordum.Fiyatlar artık o kadar yükselmiş ki en uygun kış lastiği takım olarak 2000 tl civarında dolaşıyor. Ancak bu fiyatlara iyi markaların yan ürünü dedikleri performansı  belli olmayan markalar var. Bende az kullanılmış ikinci el lastik araştırmaya başladım. 29 Ekim sabahı facebook’ta  citroen C5 grubunda bir lastik ilanı gördüm. İlan İstanbul’daydı. İyi  durumda olan   4 adet kış lastiğini 700 liraya buldum ve hemen satın almak için iletişime geçtim. Tek sıkıntımız o lastikleri buraya getirtmekti. İlk başta kargo şirketlerine soruldu 490 tl fiyat verdiler fakat oldukça fazla bir fiyattı. Nasıl yaparız derken İstanbul’da Lastik firmasında çalışan Şenkan amcamız devreye girdi. Lastikleri bir ambar ulaşım şirketi ile uygun fiyata  Antalya’ya ulaştırabileceğimizi söyledi. Bende bu habere çok sevindim.Hemen iletişime geçildi ve buraya gönderilmek üzere transferler başladı. Şimdi ise sıkıntımız bu lastiklerin  ne zaman buraya ulaşacak olması çünkü bu tarz nakliyat şirketlerinde tırların dolması bekleniyormuş.Neyse ki lastiklerin  3 Kasım Cumartesi gününe Antalya'da olacağı bilgisini aldık. Şu an tek stresimiz lastikler sabahtan gelebilecek mi? Çünkü saat en geç 17:00 da Antalya’dan ayrılmamız gerekiyor...

     Bunların dışında eşyalarımızı hazırladık. Evimizi toparladık. Arka koltuklar boş olacağı için koltukları yatıracağız.Yanımıza uyumak istersek tek kişilik bir yatak alıyoruz.Kamp Sandalyelerimiz, 2 adet bavul , müzik ekipmanlarım da yanımızda olacak bakarsanız sokak müzisyenliği yaparız yağmur çamur olmazsa tabiki... :)


Kabuğunuzdan Çıkın

Çoğu zaman şu dönemde alış-veriş yaparak mutlu olmaya çalışmak, telefonu yenilemek, daha iyi bir araba almak, daha büyük bir eve geçmek, mek...