30 Eylül 2018 Pazar

Kasım'da Büyük Kuzey Turu : Giriş

 

    2013 yılında eşimle birlikte Antalya'da bir bujiteri-takı-aksesuar dükkanı açmıştık.Yaklaşık bir buçuk sene bir fiil koşturduk.    

    Bunun yanında akşamları tabiki müzik programları yine devam etti. Dükkandan çıkıp otel programlarına koşturdum durdum .Neyse ticarette keyifli bir şey tabiki günümüzde  artık yapılamayacak duruma geldiyse de bizim gerçek idealimiz olmadığını anladık. Çünkü dükkan bir süre sonra sizin hayatınız, yaşam alanınız oluyor. Bazen dükkanı birine bırakıp gittiğinizde sanki özgürlüğe yelken açıyor gibi hissediyorsunuz. Bir süre sonra bu durum artık bizi mutsuz etmeye başlamıştı.Sonunda dükkanımızı devrettik(2015).
    Hayallerle başlayan işleri, gerçekler yönlendirip istemediğiniz sonlara getiriyor. Denemeden göremiyorsunuz. Biz bunlara deneyim diyoruz...😊
*
    Eşim bir kaç ay sonra havalimanı yer hizmetleri gibi yine zor bir seçim yapıp vardiyalı sistemde gecesini gündüze katarak bir sene kadar çalıştı (2015-2016). Bu iş te onun sosyal hayatını bitirdi adeta uyur-gezer gibiydi.
*
    2015'in sonlarına doğru bir arkadaşım aradı.İyi bir özel okulda çalışıyordu ve bana müzik öğretmenliği yapar mısın diye teklifte bulundu. Bende heyecanlandım ve denemek istedim çokta mutlu oldum. Ona minnettarım.Üç sene çalıştığım kurumumda çokça şey öğrendim.Öğretmen arkadaşlar edindim. Öğrencilerle kaynaştım. Öğretmenliğin kutsallığını hissettim. Ama seneler geçiyordu ve geçtikçe içimde huzursuzluk oluyordu. Bu değildi istediğim.Sömestr bitti ve ayrılma kararı alarak dönem sonunda öğretmenlik mesleğine de son verdim(2018).
*
   Tarıma her zaman ilgim olmuştur.Küçükken dedemin köyünde  güzel vakit geçirirdik.Hala hatırlarım dedemle tarladan iple çekerek tahtadan yapma bir arabayla eve zerdali götürürdüm.  Şimdilerde internette pek çok şey araştırırım. 2017 yazı enginara merak saldım...
   Bir arkadaşıma enginardan bahsetmiştim enginarın Antalya'da yetişebildiğini bize ekstra kazanç sağlayabileceğini söyledim. Oda burdan yola çıkarak yoğun bir araştırma yapıp uygun koşulları oluşturup  enginar işine girdik. Hafta sonlarımız Enginar bahçemizde geçiyordu. Aslında çok ta keyif almıştık sıfır stres, şehirden uzak pozitif bir enerjisi vardı... Neyse enginarlarımız Mayıs gibi geldiler ve satmaya başlamıştık. Ancak onca emeğin karşılığını alamadık saçma sapan insanlara para kazandırmak hiç hoşumuza gitmedi. Elbet ilk senemizdi fakat bu işten de kazanç sağlayabilmek için üretiminden satışına tamamen sizin elinizde olması gerektiğini farkettik ve  çok uzatmadan bu işten de vazgeçtik.
*
   Akşamları halen müzisyenliğe devam ediyordum fakat  onda da 2013 'ten beri müziğe gerekli önemi ve vakti veremediğimi, yerimde saydığımı farkettim ve üzüldüm.

  Bunca koşuşturmanın sonucunda bir şeye karar verdim. Sadece tek bir meslek yapmam gerektiğini, gerçekten gönül verebileceğim mesleğin müzisyenlik olduğunu bununla gerçekten mutlu olduğumu ve ömrüm boyunca sıkılmadan yapabileceğimi tekrar hissettim.

*
  Biraz uzun bir giriş yaptım çünkü Kasım ayında arabamızla çıkacağımız 1 aylık gezimizden önce bu zamana kadar nelerle vakit geçirdiğimizi  bilmenizi istedim.Şimdi kendimize vakit ayırma zamanı... Çünkü 1 ay tatil mi olur diye şaşıranlar oldu. Bal gibi de olacak inşallah. 😊 Bol bol fotoğraf çekeceğiz.Kitap okuyacağız.muhabbet edeceğiz.Gezeceğiz.Temiz hava alacağız.Bol bol yürüyüş yapacağız.Yeni tatlar deneyeceğiz ve hepsini bloğumuzda sizlerle paylaşacağız.
Citroen C5
*                                                          
    Okuldan ayrıldıktan sonra bir bütçe yapmaya karar verdim. Her ay düzenli devam eden ödemeler, krediler, düzensiz-dikkatsiz harcamalar, kazandığımızı direk alıyordu. Nasıl olsa kazanıyoruz mantığıyla kendimizi dikkatsiz harcamalarımızla köleleştirdiğimizi farkettim. İşte bu yüzden ilk önce ekonomimi kontrol altına almam gerekiyordu. Düşündüm neler yapabilirim.İlk önce jeep'imi satıp daha uygun bir binek araç aldım. Aracımdan artan parayla kredilerimi tamamen kapattım. Kredi kartlarımızı kontrol altına aldık. Her ay başında bütçe yapar olduk. Ödemelerimizi görmeye başladık ve bunun sonucunda kış için birikim yapmaya başladık. Herşeyi düzene soktuktan sonra hayalimizdeki Karadeniz turunu tasarlamaya başladık.

Son bir aya giriyoruz...

  Neden Bir Ay? 

    Öncelikle bütçemizin yeteceğini bilsem daha çok uzatmayı düşünürdüm.Çünkü eşimde bende gezmeyi yeni yerler görmeyi çok seviyoruz. Tabiki bir ay fazlada gelebilir ama şu an bilemiyoruz. Deneyerek bunu yaşayacağız. Belkide paramız azalacak erken döneceğiz onu da kestiremiyoruz. Ama gayet kafamız rahat bir şekilde zaman-yer sıkıntısı yaşamadığımız bir psikolojide gittiğimiz yerlerde spontane hareketler yapacağız.

   Bu seyahatte en büyük avantajımız gittiğimiz yerlerde akrabalarımız ve arkadaşlarımızın olması yani kalacak yer için bir ödeme şu an için gözükmüyor. Fakat bakarsınız Rize'nin bir yaylasında neden konaklanmasın...😊

 Güzergahımız; 
 
    Gideceğimiz ilk yer Kapadokya burada günübirlik vakit geçirip Kayseri'ye geçeceğiz.Kayseri'de 2-3 gün vaktimiz var. Erciyes'e uğrama planlarımız mevcut.

   Kayseri'den Erzincan-Erzurum  üzerinden Artvin Hopa'ya Ulaşacağız. Burda da 4-5 gün tasarlıyoruz. Batum'a geçme planımız var.

   Ardından Rize - Trabzon  2-3 gün, yaylalara yolculuk...

   Kıyıdan yine gezerek Samsun'a ulaşacağız.Burda da 2 gün tasarlıyoruz.

   Samsun'dan Sinop'a 1 gün konaklama.

   Sinop'tan Amasra Bolu ve İzmit'e ulaşacağız.2-3 gün konaklama

   Ve İstanbul 3-4 gün konaklama

   İstanbul'dan Tekirdağ - Gelibolu ve Çanakkale 1 gün konaklama.

   Biga - Bandırma - Bursa 1 gün konaklama

   Eskişehir. 1-2 gün konaklama

  Son Olarak  Eskişehir 'den Pamukkale'ye hamamlara geçmek hiç fena olmaz gibi geldi...😅

Takipte Kalınız...🙏

 



 

29 Eylül 2018 Cumartesi

Mutlaka gidilmeli : İtalya


    


Söz vermiştim...Üniversite zamanlarıydı yıl 2012 civarları 1 euro= 2,3 tl falan. İki çılgın aşçı arkadaşımız İtalyan mutfağını tadacaklarmış plan yapıyorlar araştırıyorlar bize de inceden gaz veriyorlar. Derken birgün telefonum çaldı: Efe biz bilet bulduk gidiş-dönüş 99 euro hemde Türk Hava Yolları... O zamanlar böyle kampanyalar vardı euro da ucuzdu 3 ay sonra da vizesiz diye Kiev'e gitmiştik. Neyse 99 euro (230TL) fiyat çok iyi hemen bizde kardeşimle alalım derken aldık 4 kafadar harika bir 5 gün geçirdik....tabiki bu seyahatin sonunda masrafın kişi başı 1000 euro ya geleceğini tahmin edememiştik.İlk defa yurt dışına çıkıyorduk...Sonradan çok güldük çok eğlendik iyiki de gitmişiz dedik.
   Seyahatin en güzeli arkadaşlarla beraber yapılanlardır. Sizlerinde gençken bu fırsatları değerlendirmenizi diliyorum.
   O İtalya seyahatimizde bütün püf noktaları aklıma yazdım. Acenta yoktu herşeyi kendimiz hallettik. Rotamız, otellerimiz, tren biletlerimiz...
   İtalya'ya bayılmıştım ve kendi kendime bir söz vermiştim: İlerde buraya eşimle birlikte geleceğim! 


   Yıl oldu 2016, Evlilik hazırlıkları...
   Balayı falan derken internette fırsat sitelerinin birinde 499 tl'ye 5 gün İtalya turu buldum.Tarihleri düşünürken kaçırmayım bu fırsatı alayım dedim aldım.Sonradan şirketle bağlantıya geçtim. Ekstra ödemeler falan çıktı toplam 2000tl'ye geldi. Neyse bu turu Ocak ayı civarları almıştım. Haziran ayına gelmiştik ve şirketten hiç bir dönüş yoktu.Sözde Ekim ayı gibi tura katılacaktık.Telefonlar açılmıyordu... İnternetten araştırayım dedim ve kötü haber karşıma çıktı : Şirket haziran ayında batmıştı... Üzerine soğuk bir su içtim. Bir daha da pek fırsat kovalamadım. 
   Düğünden Sonra Dalaman - Sarıgerme' de harika bir otelde tatilimizi yaptık... İtalya hayali başka bahara kalmıştı.Sağlık olsun...

  Yıl 2018 , umudumu kaybetmedim...
   2015'den beri müzisyenlik dışında özel bir okulda müzik öğretmenliği yapıyordum.Tatile çıkabileceğim tek boşluk sömestrdı. 2018'in Ocak ayına planlarımı yapmaya başladım. Burda da Pegasus'un uçak fiyatları kıvılcımı başlattı. 178 tl ye gidiş bileti buldum.3 ay öncesinden aldım biletleri.Son bir ay kala evrakları tamamlayıp vize başvurumuzu yaptık.Kafamdaki rotaya göre 2 ay kala internetten tren biletleri satın aldım çünkü orada tren bileti, uçak bileti gibi fiyatı artan birşey .
    *Tren biletlerimiz 10 euro civarındaydı(trenitalia.com). Yakın zamanda alırsanız fiyatlar 80 euroya kadar çıkabilir.
   *Otellerimizi booking.com'dan ayarladık.(günlük 30-40 Euro). 
   *Vize işlemlerini kişi başı 80 euro gibi bir fiyatla ayarladık. 
   *Seyahat sigortalarını 15 euro gibi bir fiyata yaptırdık.

    İzmir Konsolosluğundan haber geldi. Bizden istenen, Türkiye'ye geri döndüğünüzde İzmir'e gelip Türkiye'ye dönüş yaptığımızı bildirmemizi istedikleri bir yazıyı imzalamı istediler.Bende yaptığım o kadar masrafı göz önünde bulundurarak evrakı imzaladım.Yeterki vize çıksın dedim. Geldiğimde bir yolunu düşünürüm dedim. Çünkü İzmir'e gitmek bize ekstra külfet olacaktı.

    İstanbul- Roma uçak biletimiz , 21 Ocak 2018 Pazar tarihliydi. Pasaport o kadar gecikti ki 19 Ocak günü ya gelecekti yada bir sonraki haftaya kalacaktı ve biletler yanacaktı. Artık Vizesiz Belgrad tatili araştırmayı düşünüyordum.Yeter ki pasaportları göndersinler. Bizi son dakikaya kadar strese sokup pasaportlarımızı 19 Ocak Cuma günü vizesi onaylanmış bir şekilde gönderdiler. Okulumdaydım izin alıp arabama atlayıp uçarak gittim.Küçük bir ayrıntı vardı 6 günlük planan tatil için 7 günlük vize çıkmıştı. O günü hiç unutmuyorum harika hissediyordum.
    Antalya'dan İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'na Cumartesi gündüz uçak bileti almıştık.İzmit'te yaşayan Anneannemizi hem ziyaret edelim hemde dinlenip yola çıkalım diye düşündük. Akşam İzmit'te biraz vakit geçirip dinlenmek için eve geçtik.

    Ve büyük gün... 21 Ocak Pazar... Akşam üzeri Roma Fiumicino Havaalanındaydık.

   Bu seyahatlerde en sevmediğim an ülkeye girerken Pasaport işlemleri. Maalesef Biz Türkleri çok iyi karşılamıyorlar. Daha güvenlik kontrolünden geçerken eşimin pasaportunu orda unutması ile gereksiz bir gerginlik yaşadık.Sonra yine tecrübesizliğimiz ile ayrı pasaport noktalarında durduk. Duyanlar vardır İtalyan polisleri İngilizce pek bilmezler ya da bize öyleleri denk geldi.Herneyse işte bu durumda pasaportta yarı ingilizce , italyan aksanı  ve araya da italyanca sözcüklerin karıştığı bir ortamda ve de çok ta ingilizce ile haşır neşir değilseniz,orada gerilmeniz mümkün. Neyseki bir şekilde anladım telefonumdan kalacağımız otelin ve dönüş biletlerimizin pdf'lerini gösterdikten sonra giriş yapabildik. Buda vize onayı almış Pasaport sevincinden sonraki 2. mutluluktu içeri sıkıntısız girmek...

   Havalimanın dışında Havaş-Havataş gibi otobüsler mevcut 6 euro gibi bir fiyata merkeze Termini bölgesine 45 dakika gibi bir sürede ulaştırıyor. Otobüsün içinde  her zamanki gibi Türklerde mevcuttu fakat uyruğunu tanımlayamadığım insanlarda vardı.Otobüsün iç ışıkları loş maviydi  değişik bir ambiyansla merkeze giriş yaptık. Otelimiz Termini bölgesine 10 dk yürüme mesafesindeydi.Roma'da Hotel Canova'da konakladık.Küçük şirin bir oteldi.Vize işlemleri yaparken booking.com belgesi rezervasyon yerine geçmedi.Çünkü rezervasyonda isimlerimiz geçmiyordu.Bunun için Canova otele mail atmıştım ve bana bir belge düzenleyip gönderdiler sağ olsunlar :). 

Hotel Canova


    Eşyalarımızı yerleştirdikten sonra kendimizi dışarı attık ve saat 12 ye kadar yürüyüş yaptık. Gerçekten büyülü bir şehir...

Başkanlık Binası , Roma


2.gün (Roma)
Pazartesi sabahı  güzel bir kahvaltıyla güne başladık. 
İlk işimiz yakın yerlerdeki tarihi yapılara doğru yöneldik. Pazardan geçerken selfie çubuğumuzu aldık.

İkinci gün için Pisa ve Floransa'yı planlamıştık 11 gibi trenimiz var. Roma-Floransa arası yaklaşık 2 saat, Florsansa - Pisa 40 dakika. Vakit kaybetmeden Pisa'ya geçtik.


Biraz yağmura yakalandık diyebilirim ama herşeye rağmen harikaydı. Öğlen bitti yemeği unuttuk Pisa 'da hemen bir restoranta oturduk.

spagetti boloney,ravioli ve kırmızı şarap


Derken hava karardı ve Floransa gecelerine aktık...Floransa Roma’ya nazaran daha genç kesime hitap ediyor diyebilirim.

Santa Maria Del Fiero , Floransa
Gece treni ile Roma'ya dönüş.



3.gün (Roma)

Salı öğlen Kolezyuma doğru yöneldik. 


    Türkiye’de indirdiğim Maps me uygulaması ile internet kullanmadan gitmek istediğimiz yerlere ulaşıyorduk. Kolezyuma doğru ilerlerken ara sokaklardan da geçtiğimiz oldu tabiki bir yerde alkol yada başka bişey kullanmış bi adamın bana yumruk sallaması ile geri çekildim adam savruldu ve ne olduğuna anlam veremeden yolumuza devam ettik.Beladan kaçtık diyebiliriz.Seyahatin en ilginç anıydı.Neyse Kolezyuma ulaştık.İçerde bi ara birbirimiz kaybettik ilk defa orda birbirimizi telefonla aradık.

Kolezyumdan çıktık yürüyüşe devam yolda çok keyifli bir müzik grubu vardı.20 dakika kadar oturduk ve keyifle dinledik.



Yürüyüşe devam ederken karnımız acıkmaya başladı. Piknik yapmaya karar verdik.Bir market bulup alışveriş yaptık.

Kolezyum'a gittiğinizde karşınıza kendini gladyatör sanan kişilerle karşılaşabilirsiniz :)) Cansu'yu yakaladılar...2 euro'ya bıraktılar.😅

Pikniğe giderken fotoğraf çekinmeden geçmeyelim dedik , Alter of the Fatherland
Piknik,Isola Tiberina 
Orada marketlerin çoğunda özel paketlerde hazırlanmış salatalar  ve çeşitli yiyecekler bulabilirsiniz Biz o gün bunlardan tercih ettik ve bir klisenin duvarına oturup nehire karşı afiyetle yedik
Tabiki çokça kilise de dolaştık.Hepsi ayrı bir sanat eseri


 Akşam üzeri Piazza Navona meydanına ulaştık.

Piazza Nuova Meydanı ve Roma Dondurması 😋
Aşk Çeşmesi
   

    Rotamız Roma-Floransa- Pisa -Roma Venedik ve tekrar Roma olacaktı.Vizenin 7 gün olması beni heyecanlandırdı.Aklıma deli planlar geliyordu. Dönüş Uçağımızı Milano Bergamo’ya aktarmak istedim. O havalimanı daha hesaplı olduğu için 14 lira farkla bileti değiştirdim. Bu durumda Venedik’ten Milano’ya geçecektik. Geri dönüş tren biletini yaktım. Venedik- Milano seferi için aktarmalı banliyo bileti aldım Milano’da da Booking’ten bir otel ayarladım.




4.Gün (Vatikan)
    Çarşamba, Roma'da son günümüzü Vatikan için ayırmıştık. Sabah Otobüsle Vatikan’a gittik. Vatikan müzesini gezdik ama Papa selamlamasını maalesef kaçırdık. 


    Öğleden sonra tekrar merkeze döndük .Dönerken yürümeyi tercih ettik. Bir ara bisikletlere yönelsekte sonradan vazgeçtik. Popolo meydanından geçtik.


    Güzergahımız İspanyol Merdivenleriydi.
Piazza di Spagna
                                          

     Karınımız acıkmıştı.Bu sefer Lazanya ve pizza margarita tercih ettik. Ardından Burada harika Tramisu yapan bir pastane vardı  Oraya uğramadan olmazdı. Bu kadar enerjinin üstüne bol bol yürüyüş yaptık. Akşam tabiki Roma dondurmasını tekrar tattık.Çünkü Roma'dan artık ayrılacaktık...

     Akşam 11 e doğru otelden çıkış yaptık. Termini’ye yöneldik. 

     Tren biletlerini internetten aldığım için biletler pdf olarak mail geliyor. Tren’deki görevlilere pdf ‘deki kare kodu göstermeniz yeterli oluyor. 

5.gün (Venedik)

      Gece o saatte hızlı tren yoktu ki olsada almazdım. Sabah'ın  4'ünde sokaklarda donardık. Trenle yaklaşık 6 buçuk saate Venedik'e vardık. Sabah 6 civarlarıydı.
Otelimize yöneldik. Tabiki check-in için çok erken bir saatti. Ama yapabileceğimiz bişey yoktu. Otelin sayfasında sabah 7 de açıldığını görünce şansımızı deneyelim dedim. Otele girdik. Hemen bir oda ayarlandı. Uyumak için yattık fakat oda ısınmıyordu.Odamız değişti yeni oda diğerine nazaran daha iyiydi ancak İstediğimiz sıcaklığa ulaşmadı ama uyumalıydık.Uyuduk 10 gibi uyandık.Meğer pencere açıkmış hiç aklıma gelmedi😓. Tahmin ediyorum Venedik rutubetli bir yer olduğu için odaların hava alması için açık bırakıyorlardı. Neyseki hasta olmadık. Güzel bir kahvaltıdan sonra yola koyulduk...

Güzel Şehir Seni çok sevdik

    Sokaklarda kaybolduk deniz otobüsleri ile bir o tarafa bir bu tarafa durmak yok daha çok yer görmeliyiz.Venedik İtalya'nın kuzeyinde olmasından dolayı çok daha soğuktu. Ama en keyif aldığımız yer oldu yüzümüzdende anlaşıldığını umuyorum.😊 
    Rialto Durağını unutamayacağım deniz otobüsleri dönüp dolaşıp ordan geçiyordu. 3 kez geçtik. Aslında amacım Burano adasına gitmekti.Ancak ilk seferde bocalayabiliyorsunuz. öğrenene kadar biraz gezmiş oluyorsunuz.

Burano Adası ,Venedik


Saint Mark Basilica
  
San Marco Meydanı 
     Akşam yemeği Cansu bloglardan araştırdı. İspanyol bir ailenin işlettiği  bir makarnacıya gittik(Dal Moro's Fresh Pasta to go) .Makarnaları harikaydı.Ayrıca Türkçe birşeyler de biliyorlardı.Takılıyorlardı. Yemekten sonra bir bara gittik.Orda da keyifli vakitler geçirdik  sonrasında da otelimize döndük.
6.Gün (Milano)
Sabah uyandık venedik'te otelimizde güzel bir kahvaltı yaptık.Trenimiz yine 11 civarlarıydı.





























Arriverci a Venezia

    Aktarmalı tren bileti aldım.Çünkü diğerlerinin vakit ve fiyatları uymuyordu.Hayırlısı dedim.
Neyse bindik yolculuğumuz 2 saat sürecekti. Bir önceki gece tren kazası olmuştu. Bindiğimiz trende o enkazın olduğu yerden geçerken yavaş geçti.Yaklaşık 10 dakika kaybımız oldu.Bir sonraki tren tabiki beklemeden gitti. Kaldık ortada heyecan adrenalin.Hemen koştum satış ofisine neyseki biletlerimiz 3 saat kadar geçerliymiş bir sonraki trene binin dedi.Eyvallah dedim.😅 Orada bi 40 dk kaybettik.Sağlık olsun...

  Neyse Milano'ya ulaştık. Terminali devasa bir yapı hayran kaldım. Milano'ya indiğinizde gerçekten büyük bir şehre geldiğinizi hissettiriyor. Daha modern binalar, kalabalık , karmaşa sanki İstanbul gibi diyebilirim.

 Allah navigasyonu yapanlardan razı olsun diyorum.Buraya İlk defa gelmiştim. Telefondan istikameti çözdüm.O güzergah üzerinden otobüse bindik.(Otobüs kartı alıyorsunuz) Şansımıza otelimizin önüne kadar gitti.Otelimize yerleştik bu arada her otel check- in 'izde günlük kişi başı 4 er euro sehir vergisi ödüyorsunuz.
Neyse hemen  Milano Katedraline doğru yola koyulduk. Oraya yakın bir otel kiralamıştım.(40euro) yürüyerek 10 dk'ya katedrale ulaştık.Katedral kapanmadan içini dolaştık.(7euro)






Milano'yu da bayağı dolaştıktan sonra katedrale yakın bir restoranta oturduk ve zamanın nasıl hızlı geçtiğini anlayamadık...


Sabah kahvaltıdan sonra tekrar aynı otobüsü kullanıp terminale döndük.Terminalin yanında bulunan Bergamo otobüsleri ile Bergomo Havalimanına hareket ettik.Dönüşteki tek kötü durum uçağımızın 2 saat rötar yapmasıydı. Bergomo Havalimanında nerdeyse vakit geçirebileceğiniz birşey yoktu.

Neyseki kazasız belasız vatana döndük. İlk işim Konsolosluğu aramak oldu.Ülkeye döndüğümüzü ve bu durumu İzmir'e gelmeden nasıl çözebileceğimizi sordum. Neyseki pasaportların fotoğraflarını göndererek durumu çözdük.

Türkiye döndüğümüzde soluğu dönercide aldık. 

Herşey çok güzeldi.Umarım sizlerde bu şansı yaratıp gezebilirsiniz...
















27 Eylül 2018 Perşembe

Saklıkent Kanyonu - Gizlikent Şelalesi

Saklıkent Kanyonu, Fethiye
     Herkese merhabalar, yayınladığım ilk bloğumda Fethiye Saklıkent kanyonu ve Gizlikent Şelalesi gezimizi anlatacağım.
     Biz, eşim Cansu ile birlikte Antalya'da yaşıyoruz ve vakit buldukça farklı yerler görmek için fırsatlar yaratıyoruz.Buraya da yolumuz şöyle düştü: Benim  otel programım Dalaman-Sarıgerme güzergahında olduğu için işimi biraz tatile çevirdik. Saklıkent fikri ise interneti iyi araştırabilen eşimden çıktı.Bu konuda ona güveniyordum çünkü İtalya gezimizde, Venedik'te İspanyol bir ailenin işlettiği harika bir makarnacı bulmuştu. Aynı şekilde burada da çok güzel vakit geçirdik. 
     Saklıkent kanyonu Fethiye'de bulunmaktadır.Buraya Antalya'dan gitmek için iki seçeceğiniz var: 
1. seçenek ; En kısa yol Korkuteli - Söğüt üzerinden Fethiye'ye yöneleceksiniz. 200km uzaklıkta 2 saat 30 dakika gibi bir süre içersinde varabilirsiniz.Fethiye'ye yaklaştığınızda Kaş   sapağına gelmeden  5km önce Saklıkent Kavşağını göreceksiniz ve sola doğru devam edeceksiniz.Yaklaşık 20 dk içeri devam edeceksiniz.(18km)

2. seçenek ise kıyıdan gezerek gidebilirsiniz. Kemer - Kumluca - Finike -Demre - Kaş - Kalkan üzerinden 250km civarında yol gideceksiniz.Finike ve Kaş-Kalkan yolları arasında virajlı yollar olduğu için burdan ulaşımınız 4 saati bulabilecektir.Bizde bu yolu  İş dönüşümüzde kullandık çünkü diğer akşam  Kemer - Çamyuca 'da yine otel programım vardı.

    Saklıkent kanyonuna 18 eylül'de gittik.Saklıkent bölgesine vardığınızda sağda belediyenin otoparkını göreceksiniz.Tüm gün 5 lira ücreti var.Fakat biraz ileride aslında ücretsiz park edebileceğiniz yerlerde mevcut.
    Kanyona giriş tam ücreti 7 lira.Ücretler makul sayılabilir.Fakat içerde gezerken insanların bunun için mi para alıyorlar dediklerini duydum.Sebebi şu olabilir; Kanyona girdikten bir 30 metre sonra su kaynaklarına ulaşıyorsunuz. Sonra maksimum 200 metre içeri giden bir yol var oradan akan su o kadar az ki hafif çamurlu bir yolda yürüyorsunuz.Bu kanyonun tek kötü kısmı burası olabilir ayrıca bu yol üzerinde yamaçtan taş düşme ihtimali yüksek olduğu için  kask kiralamınızı tavsiye ediyoruz çünkü biz ordayken bile taşların düştüğüne şahit olduk.
    Kanyon İçerisinde suyun içinde giyilebilen ayakkabılar ve kask kiralanıyor.(4'er lira) Ancak kendinize ait bir ayakkabınız olması şahane olur... İçeride oturup bişeyler yiyip içebileceğiniz yerler mevcut.(Fiyatlar uygun.) Haşlanmış mısır görünce dayanamadım.
Siz kask kiralayın.


    Bu dönem havalar biraz daha serinlemişti.Güneş çok rahatsız etmiyordu ki suyun serinliği ve yamaçların gölgesi güneşin sıcaklığını alıyordu.O gördüğünüz suyun içinde 10 saniye durduktan sonra ayaklarınızdaki acıyı hissediyorsunuz.Kendinizi bir taşın üzerine attıktan sonra bir 10 saniye de acının dinmesini bekliyorsunuz. 
    Yukarıdaki fotoğraftaki bölgeden ileri doğru gideceğiniz kısım için karşıya geçmeniz gerekiyor. Orada hem bir akıntı var hemde suyun soğukluğu oldukça fazla (çelik gibi denilen su) burda karşıya geçmek için ipten tutunmanız gerekebiliyor.Bu kısım ne kadar kısa da olsa karşıya geçtiğinizde ayaklarınız soğuktan  acıyacaktır. 😅
     Kanyonu maksimum 2 saat gezdik Kanyondan çıktıktan sonra 50 m ileride yukarıdaki fotoğrafta görüldüğü şekilde dizayn edilmiş restorantlar var. Otoparkın yanında akan suyun yanına kurulmuş mekanlar da var fakat bu hamaklar çok ilgimizi çekti. Burada rahat 2 saatimizi geçirdik ve dinlendik. Bir bira içip hamakta kestirmek  paha biçilemezdi....😊 

    GİZLİKENT ŞELALESİ
     Konunun tekrar başına dönelim.Aslında biz burayı 22 ağustos (eşimin doğum günü) tarihi için planlamıştık.Ancak bilgimiz, sadece fotoğraflardan hayal ettiğimiz kadarıylaydı.Buralara önceden gelmiş bir öğretmen arkadaşım ve Fethiye'de yaşayan bir müzisyen arkadaşımın tavsiyesi üzerine 22 ağustos günü arabamı direk kanyona yaklaşık 200 m geride olan Gizlikent Şelalesi'ne sürdüm. Çünkü buranın daha kapsamlı,güzel ve ücretsiz olduğundan bahsetmişlerdi.
Gizli Kent Şelalesi , Fethiye


    Gizlikent Şelalesi'ne geldiğinizde 5 lira otopark ücretiniz var yalnız bu fişle yemek yediğiniz zaman 5 lira indirim sağlıyorlar. Yemek yerinde tavuk dönerden gözlemeye herşey mevcut ve hesaplıydı.Aşağıyı gezdikten sonra bişeyler atıştırıp dinlendik.

    Otopark ve kafeterya yukarıda olduğu için  merdivenlerle aşağı doğru inmeniz gerekecektir.(yaklaşık 100 basamak) Aşağı indiğinizde yine ayakkabı kiralanmaktadır.(3lira) Ayakkabınızıda giydikten sonra şelaleye doğru yürümeye başlıyorsunuz.(yaklaşık 300m) Burada akan su gayet bol olduğu için terlikle gitmeniz pek mümkün değil. Giderim deyip terlikleri yırtılanları gördüm ve taşlarda gayet acıtan cinsten kendi ayakkabınızın olmasını tavsiye ediyorum.

   Yolun sonunda ulaşacağımız nokta:

    Herşey çok güzeldi.Burada da geçirebileceğiniz vakit yaklaşık 1-2 saat.Buraya öğlenden sonra geldiğimiz için artık dönmemiz gerekiyordu.Burdan çıktık ve Kaş'tan döneceğimiz için Saklıkent kanyonun yanından geçtik.Farkettik ki buraya da ayrı zaman ayırmamız gerekiyor. Çadır bile kurabileceğiniz yer mevcuttu. Rafting yapanlar, hamaklı restorantlar, orada yaşayan teyzelerin sattığı taze meyveler... gelmeye karar verdik ve 18 eylül'de yine burdaydık. Herkese tavsiye ediyoruz...

Saklıkent Kanyonu
 

Saklıkent Kanyon kaynaklarından birtanesi

Saklıkent Kanyonu Su akmayan kısım 😅 ve su bulamayan insanların sıkılarak çamurla duvarlarlara 



yazı yazmaları...😆 Bizim orkestra otuzbeşsıfıryedi  instagramdayız takip ediniz.


Kabuğunuzdan Çıkın

Çoğu zaman şu dönemde alış-veriş yaparak mutlu olmaya çalışmak, telefonu yenilemek, daha iyi bir araba almak, daha büyük bir eve geçmek, mek...